Dün Cumhuriyetimizin 77. yıldönümüydü. Böyle günlerde Atatürk albümlerine bakmayı, cumhuriyetin ilk günlerini yaşamamış olsam da o dönemi hayal etmeyi severim. Bugünkü rahatlıklarımızın değerini bilmek için o zamanlarki yokluklarımızı ve akıl almaz cehdimizi bilmek zorundayız.
Şapka inkılâbından sonraki resimlere bakıyorum; şapka bir zarafet sembolüymüş meğer. Gerekli yerlerde çıkarılıp ele alınıyor ve halk selamlanıyor onunla. Şapkayı elde tutmak da öyle gelişigüzel herhangi birşeyi tutmaya benzemiyor. Şişkin kısmından parmaklarınızın uçlarıyla hafifçe tutacaksınız.
Fakat sağımızda solumuzda yakınlarımızda gördüğümüz şapkaya ne oldu da raflara kaldırıldı. Altmışlı yıllara ait eski Türk filmlerini seyredin. Pekçok şapkalı insan görürsünüz halk arasında. Filmin kahramanları da fötrlüdürler. Sadri Alışık, Ayhan Işık gibi...
Birilerinin şapkaya yeniden eski rağbetini kazandırması mı gerek acaba? Gençler öncülük edebilirler bu işe. O bir biçimden ibaretti ama ardında bir takım anlamlar taşıyordu. Birincisi Avrupalılaşma... Bugün çoğumuzun istediği de Avrupalılaşmak değil mi? Daha sonra efendilik, saygınlık, resmiyet, okumuşluk gibi kavramları kuşatırdı.
Ömer Seyfettin Hikaye Yarışmasına katılan Timur Kocaoğlu’nun ikincilik kazanmış şapkayla ilgili güzel bir hikayesini hatırlıyorum.
Bazıları fötr diyeceğine pötür derlerdi. “Pötür şapkalı bi bey geldi...” Çocukluğumda şapkalı birini gördüm mü, mutlaka onun okumuş, itibarlı biri olduğunu düşünürdüm... Üniversitede de bazı hocalarımız şapkalıydı; yanımızdan geçerlerken selam verdiğimizde bizleri şapkalarını çıkarmakla çıkarmamak arasında hafifçe hareket ettirip selamlarlardı.
Ama şapkanın da bir yana konacağı, vestiyere verileceği zamanlar, durumlar vardı. Mesela lokantada ya da herhangi bir ziyafet yerinde yemek yenirken, şapkalar başta olmazdı.
Şöyle de bir ayrım göze çarpardı; şapkayı daha çok memur tabakası, kasketi ise esnaf ve işçi tabakası takardı. Bu ayrıma kendiliğinden mi gidildi yoksa halkın seçimi miydi bilemiyorum. Aslında Atatürk kasketi de kullanmıştır. Kareli çok şık bir ceket yelek, yine kareli bir kravat ve beyaz cep mendiliyle kasketli bir resmi var ki 1937 yılına ait.
Atatürk, dünyanın en iyi giyinen devlet başkanlarından biri, belki de birincisiydi. Atamızın fotoğraflarına bakıyorum, Kastamonu’daki kıyafet inkılâbı gezisinde başında Panama şapkası bulunuyor... Diğer resimlerde değişik melon türünde şapkalar ya da bildiğimiz fötrler görülüyor. Tabii ki Cumhuriyet bayramlarında silindir şapka takmış.
Evet, bu cumhuriyet bayramı, nerelerden nerelere geldiğimizi, teknolojide vardığımız noktalara karşılık neleri bir yana attığımızı da yeni baştan düşündüm