isminiz

• 11/6/2006 - Saç Nakli

Posted By saç ekimi

Saç Nakli

Dünyada yaklaşık 20 yıldır uygulanan saç nakli sayesinde kel kalmak artık ürkütmüyor. Düşünülenin aksine

erkekler kadar kadınlar da bu yönteme sıkça başvuruyor. Ameliyattan 3-4 ay sonra ise yeni saç `lar çıkıyor

'Kel kalmak kader değil...' Tıp alanındaki gelişmeler bu düşünceyi doğrular yönde. Dünyada 1981'den bu yana saç nakli yapılıyor. Zamanla saç nakli`nde kullanılan malzeme ve teknik değişti. Artık ameliyattan sonra hastanın başı günlerce sarılı kalmıyor, hasta kısa sürede günlük yaş**ı** geri dönüyor. V.K.V Amerikan Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Sacit Karademir, 'Saç nakli ni erkekler tercih ediyor' düşüncesinin yanlış olduğunu vurguluyor: 'Erkeklerin saçsızlığa tahammülü toplumsal bakış açısından daha kabul gören bir durum. Ama kadınlardaki saçsızlık daha zor. Kadın ve erkeklerin başvuru oranları eşit.' Karademir, kelliğe karşı yapılan uygulamalar hakkında şu bilgileri verdi:

'Onarım ameliyatları; doku genişletme ameliyatları, flep cerrahisi ve saç ekimi diye üç gruba ayrılıyor. Tüm saç onarımı ameliyatlarında yalnızca hastanın başında bulunan mevcut saçlar kullanılıyor.'

Saçın doğal görünümü mutlaka korunmalı

Op. Dr. Sacit Karademir, saç nakli`yle ilgili en çok merak edilen soruları okurlarımız için yanıtladı:

Saç ekimi nedir?

Ense bölgesindeki saçlı deriden alınan saç dokularının saçsız bölgelere ekilmesi işlemidir. Şekil ve büyüklüklerine göre adlandırılıyor. 10-15 saç hücresi taşınınca punch, 3-5 kıl içeren deri parçacıkları nakledilecekse mini greftler, taşınabilen en küçük saç dokularına (1-2 saç hücresi) mikrogreftler deniyor. Saç ekiminde ulaşılan son teknik, 'Mikroimplantasyon' tekniği. Saçın tam**ı** yakınını kaybeden bölgeler için birden fazla seans uygulanması gerekebilir. Saç nakli sadece kılın bir yerden alınıp başka bir yere ekilmesi değildir. Doğal şekli verecek şekilde yapılmalı. Çıkarılan saçın tamamı kullanılmalı. Birçok hasta saç ekimi yaptırdığını çevresindekilerin fark etmediğini söylüyor.

Ekilen saçların dökülme riski var mı?

Ensedeki saçlar dökülüyorsa ekim sonrası taşındıkları bölgede de dökülme riski vardır. Ancak ensedeki saçlar genellikle dökülmez. İnsanlar saçlarının tamamını kaybetmez. Ensedeki saçın kalıcılık özelliği taşındığı yerde korunur. Dökülmeye genetik yatkınlığı olan kişilerde açılma devam edecektir. Ancak birinci seans sonrası görülüyor ki ekilen saçlar dursa da diğerleri dökülüyor. İkinci, üçüncü seans sonrası saçsızlık oluşturmadan görüntünün korunması sağlanıyor. Hastanın genetik yapısıyla ilgili ekilen saçın tutmama riski de var. Eğer hasta ameliyat sonrası yapmaması gerekenlere dikkat etmezse ekilen saçın tutmama riski artar.

Ameliyat ne kadar sürüyor?

Ameliyat süresi, donör alan dediğimiz ensedeki deriden çıkacak saç sayısına bağlı. Çok uzun sürmesini isteriz. Çünkü o zaman çok yoğun saçla karşılaşırız ve çok fazla saçı nakletme şansımız olur. Ameliyat yaklaşık 5 saat sürüyor.

Saç nakli yaptırmak isteyen bir hasta nelere dikkat etmeli?

Mutlaka ameliyathanede yapılmalı. Ensede 10-20 santimetrelik bir yara açılıyor. Bu yaranın steril şartlarda kapatılması gerekiyor. Plastik cerrahı olmayan kişiler tarafından yapılan ameliyat sonunda saçlı derisi kalmayan hastalar var. Saç ekimi mutlaka plastik cerrahı tarafından yapılmalı. Türkiye'de saç nakli yapan diş hekimleri, diş teknisyenleri, hemşireler ve hatta kuaförler var.

Yaş sınırı var mı?

60 yaşın üstünde biraz daha düşünülerek yapılmalı. Saçlı bölgedeki saçlar da azalıyor. 'Buradan alacağınız saçlarla doğal görünüm elde etmek mümkün mü?' Bu durum çok iyi değerlendirilmeli. 60 yaşında göstermeyen saç yapısı da çok sağlam bir hastaya saç ekimi yapabilirsiniz. Bu kararı etkileyecek en önemli faktör kişinin sağlık durumu. Ciddi bir kalp hastalığı olmamalı. Eğer kişi sağlıksız ise saç nakli yapılmamalı.

Ensede ve başın yan tarafında sağlıklı saç olmalı

Dr. Sacit Karademir, saç ekiminin nasıl yapıldığını şöyle anlattı:

 

  • Saç ekimi yapılacak hastanın en- sesinde ve başının yan taraflarında sağlıklı saçlar olmalı. Ekim yapılacak bölgedeki mevcut saçlar kesilmiyor.

     
  • Ameliyat başlangıcında ense bölgesindeki saçlı deriden küçük bir şerit çıkartılıyor.

     
  • Şeritin çıkartıldığı yer estetik bir dikişle kapatılıyor. (Bu bölgede saçsız alan görüntüsü oluşmuyor.)

     
  • Alınan saçlı deri şeridindeki her bir saç hücresi birer birer ayrılarak saçın ekileceği bölgelerde açılan yuvalara dikiliyor.

    İlk bir ay kuaför yasak

    Sacit Karademir, ameliyat sonrası nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle anlattı:

     
  • Hastanın saçı ameliyattan iki gün sonra ekimin gerçekleştiği hastanede teknik eleman tarafından yıkanıyor.

     
  • Bir aydan önce kuaför önermiyoruz (İlk bir ayda kılların kesinlikle rahatsız edilmemesi gerekiyor. Fırçalama ve çekiştirmekten uzak durulmalı.)

     
  • Erken dönemde yüzde hafif şişmeler oluyor. Birkaç gün içinde düzeliyor.

     
  • Tüm dikişler 7-10 gün sonra alınıyor

     
  • Saç ekiminden 3-4 hafta sonra, ekilen saçlar dökülerek saç hücreleri. istirahat ve adaptasyon dönemi geçiriyor

     
  • Ameliyattan 3-4 ay sonra yeni saçlar uzamaya başlıyor.

     
  • Ameliyattan sonra cinsel aktivite 10 gün, ağır egzersizler ve spor 5 hafta kısıtlanmalı.

     
  • 20 gün sigara içilmemeli

     
  • Ameliyat sonrası önerilen ilaçlar düzenli şekilde alınmalı

     
  • Ameliyat sonrası 15 gün sık tarak ve fırça ile saç taranmamalı.

     
  • En az 45 gün saç, özellikle asit tabletli boyalarla boyanmamalı, perma yaptırılmamalı.
     
    Kaynak aksam.com.tr
  • Permanent Link

    • 10/21/2006 - Estetik Ameliyat Estetik Ameliyatları

    Posted By Bayanlara Özel

    Estetik Ameliyat Estetik Ameliyatları

    Altın soruları sormadan estetik ameliyat olmayın

    Amerikan Estetik Cerrahları Birliği, hazırladıkları raporda, her 300 estetik ameliyat `ından birinde ölümcül olabilecek, ciddi sorunlar ortaya çıktığını açıkladı. Uzmanlar, hastaların estetik ameliyat `lar hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen, 51.459 ameliyat `tan birinde ölümlerin meydana gelmesinin önlenemediğini belirtti

    Günümüz kadını güzelleşmek ve gençleşmek uğruna, korkusuzca bıçak altına yatıyor. Ağrı, acı, ameliyatın yan etkileri ve riskleri çoğu zaman göz ardı ediliyor. Sadece ameliyat `lar değil; botox, lazer epilasyon gibi daha küçük ama yine de doktor tarafından, steril ortamda uygulanması gereken estetik yöntemler de, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, ülkemizde de artık kuaför salonlarında bile uygulanır oldu. Kötü gidişatı gören Amerikan Estetik Cerrahlar Birliği, yayınladığı raporda, estetik uygulamaları hakkında dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı:

     

    BİLİNÇLİ HASTA SORGULAMALI
    * Doktorunuzu çok iyi tanıyın: Ameliyat `a karar verirken en önemli konu; doktoru iyi seçmek. Ameliyat ı yapacak olan estetik cerrah, mutlaka işinin uzmanı ve Tabip Odası'na kayıtlı olmalı. Bunun dışında, bilinçli bir hasta, doktorun diğer hastalarının telefon numaralarını öğrenerek, cerrahın geçmişte yaptığı operasyonlar hakkında bilgi alır. Ayrıca, cerrahın daha önce yapmış olduğu uygulamalarla ilgili olarak, mahkemeye düşmüş vakasının olup olmadığına bakar.

    * Ameliyat´ın yapılacağı yeri önemseyin: Ameliyat´´ı yapacak doktor kadar, operasyonun yapılacağı yer de önemlidir. Son yıllarda bazı doktorlar, muayenehanelerini genişleterek, küçük hastaneler haline getirdiler. Her ne kadar şık döşenmiş, pahalı eşyalarla donatılmış yerlerde, taze sıkılmış meyve suları içerek tedavi görmek, kendinizi özel hissettiriyorsa da, ameliyat sırasında acil ve ciddi bir durumun ortaya çıkma ihtimali aklınızdan hiç çıkmamalı. Bu nedenle, muayenehaneyi andıran bu tür küçük hastanelerin ameliyathaneleri tercih edilmemeli. Mutlaka burayı tercih etmek gerekecekse, acil müdahalede en yakın hastaneye ne kadar zamanda ulaşacağınız, doktorun bu hastanelerle anlaşmasının olup olmadığı, mutlaka kontrol edilmeli. Ayrıca, acil durumlar için hazırda bekleyen ambulans olup olmadığı da kontrol edilmeli. 

    SİGARA İÇENE UYARI VAR
    * Anestezi uzmanını tesadüfe bırakmayın: Hatalı ameliyatlar `da, çoğunlukla anestezi uzmanları "günah keçisi" durumundadır. Estetik uygulamayı başarısız gerçekleştiren doktorlar, suçu çoğunlukla anesteziyi uygulayan kişiye yüklerler. Kuşkusuz, "Anestezistlerin hiç günahı yok" denemez. Ancak, iyi bir anestezi uzmanı, olası riskleri en aza indirecektir. Bu nedenle, ameliyat ınızda anesteziyi uygulayacak uzmanı tanıyarak, kendinizi güvence altına alın.

    * Bütün sağlık bilgilerinizi doktorunuza anlatın: Gündelik hayatınızda önem vermediğiniz bazı alışkanlıklarınız, ameliyat sırasında çok önemli olabilir. Örneğin; anesteziyi etkileyebilecek bazı ilaçlar veya zayıflama hapları ciddi sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Ayrıca; sigara ve alkol kullanımı da, ameliyatın başarısı ve risklerinin azalması açısından önemlidir. Amerika'da bazı doktorlar sigara içen hastaları ameliyat etmiyor veya sigarayı ameliyat öncesinde birkaç ay içmemesi şartını arıyor. Özetlemek gerekirse; günümüz tıp tekniği ne kadar gelişirse gelişsin, estetik operasyonlar çok ciddi ve tüm riskleri düşünülüp, ondan sonra karar verilmesi gereken ameliyat´lardır.

    Kaynak:sabah.com.tr

    Permanent Link

    • 6/14/2006 - Saç Ekme

    Posted By saç ekimi

    Estetik bütünlük ve genç görünümde çok önemli payı olan saçlar daha çok erkeklerde kalıtsal faktörlere bağlı olmak üzere bazen de psikolojik nedenler, ilaçlar veya hastalık nedeni ile dökülür.

    En sık rastlanan şekli erkeklerde görülen yaş ve kalıtıma bağlı alın saç çizgisinin geriye doğru genişlemesi ve tepe bölümündeki dökülmelerdir. Bu durum android alopsi olarak adlandırılır. Bugüne kadar yapılan araştırmalara göre bu tip, yani kalıtımsal dökülmelerde saçı yeniden çıakarabilecek herhangi bir ilaç bulunamamıştır, bulunması da muhtemel gözükmemektedir. Çünkü saçlar orta deri tabakasında buluna mikroskopik büyüklükteki "saç bulbusu" denilen ve saç üreten canlı hücreleri içeren soğancıklar vasıtasıyla büyürler. Bu soğancığın zayıflaması ve bir süre sonra tamamen yok olması sonucu kaçınılmaz olarak kellik oluşur.

    Operasyon yöntemleri
    ·
    Greft yöntemi (saç köklerinin nakli)
    ·Redüksiyon yöntemi (saçsız alanın gerilip daraltılması)
    ·Flep yöntemi (saçlı derinin kaydırılması)
    ·Suni saç ekimi

    Greft yöntemi (saç köklerinin nakli)
    Ense bölgesindreki kıl köklerinin 2-3,5 mm çaplı deri parç*****ı halinde alınarak saçsız bölgelere ekilmesi işlemidir. Günümüzde kullanılan en yaygın yöntem olmakla beraber büyük bir ustalık ve tecrübe gerektirir. Hastanede yatmaya gerek duyulmaması ve lokal (bölgesel) anestezi denilen sadece ameliyat bölgesinin uyuşturulması ile uygulanabilmesi nedeniyle oldukça popüler bir işlemdir. Ameliyat süresi 2-3 saattir.

    Avantajları:
    ·
    Sargı yok
    ·Hastanede kalmak gerekmez.
    ·24 saat sonra hayat boyu kalıcıdır
    ·Her mevsimde yapılabilir
    ·Dikiş almak gerekmez, dikişsiz bir yöntemdir.

    Redüksiyon yöntemi (germe-daraltma)
    Sınırlı durumlarda uygulanır. Birçok seans gerektirir. Diğer yöntemlerin gelişmesinden sonra bu tekniğin kullanımı azalmıştır.

    Dezavantajları:
    ·
    Ekilen saçlar 3 ay sonra uzamaya başlar
    ·1-2 gün alır ve gözlerde şişme olabilir
    ·Nakledilen saçların tamamının tutması hekimin maharetine bağlıdır. Başarısız nakillerde % 35-50 kayıp olur. Ehil ellerde başarı % 100’dür.
    ·Ameliyattan sonra 3-5 gün sigara ve alkol yasak. Eforlu iş yasak. Katiyetle baş bir yere çarpılmamalıdır.

    Flep yöntemi (saçlı derinin kaydırılması)
    Kafanın yan taraflarından arkaya doğru uzanan 2,5-3 cm kalınlığındaki saçlı derinin her iki taraftan saçsız ön bölgeye kaydırılmasıdır.

    ·Avantajı kaza veya yanık nedeni ile oluşan kelliklerde daha iyi sonuçlar vermesidir. ·Dezavantajı ise genel anestezi ve hastanede kalma zorunluluğudur.

    Suni saç ekimi
    Sentetik olarak üretilen saç teline benzer materyalin özel bir alet yardımı ile saçsız bölgelere tek tek ekilmesi yöntemidir. Uygulaması çok kolay ve ağrısız, pansuman gerektirmemesi gibi avantajlarına rağmen çok önemli riskleri mevcuttur.

    Kıl köklerinde sürekle bir tahriş ve alerji, bir süre sonra keçeleşme, kötü görünüm ve en fazla 2 yıl ömrü olması, uzamaması ve yerinde nedbeler bırakması dezavantajları.

    Hastaların tereddütleri ve soruları
    Soru:
    Operasyon için en uygun yaş hangisidir?
    Cevap: Belli bir yaşsınırı yoktur. Kişinin kendi görüntüsü ile ilgili kararına bağlıdır.

    Soru: Hangi yöntem daha başarılıdır?
    Cevap: Yönteme, kişinin saç dökülme şekline göre karar vermek en doğrusudur. Cerrah, bütün yöntemleri uygulayabilen biri olmalıdır. Gerektiğinde doktorunuzdan farklı yöntemlerle yaptığı hastalarına ait örnek fotoğraflar göstermesini isteyebilirsinz. Bu size bir fikir verecektir.

    Soru: Ekilen saçlar uzayacak mı?
    Cevap: Elbette. Doğal saçlarınızdan hiçbir farkı olmayacak.

    Soru: Saç şekli nasıl belirlenecek?
    Cevap: Hasta hangi bölgelere saç ektirmek istediğini kendi belirleyebilir, doktoru ile ortak bir karar avarabilir. Saçlarının dökülmeden önceki bir fotoğrafı belki de en güzel çözüm olacaktır.

    Soru: Saç ekme,televizyon seyrederken koltukta yapılabilecek bir işlem mi?
    Cevap: Saç ekme ciddi bir cerrahi müdahale olarak değerlendirilmelidir. Bir ameliyattır ve mutlaka ameliyathanede yapılmalıdır. Ciddi bir ortam ve konsantrasyon gerektirir. Aksi takdirde başarı şansı düşüktür.

    Permanent Link

    • 6/6/2006 - Erken Boşalma

    Posted By Erkek Özel

    Erken Boşalma

    Erken boşalma oldukça sık rastlanan ama en kolay tedavi edilebilen cinsel sorunlar arasında yeralıyor. Psikolojik tedavi ve bir kaç basit teknikle erken boşalma endişesinden sıyrılıp, sevişmenin sizin için yine doğal bir zevk halini almasını sağlayabilirsiniz
         Sevdiğiniz insanla birliktesiniz. Mutlu ve heyecanlısınız. Fakat herşey planladığınız gibi yürümüyor, heyecanınız doruktayken, birden durmak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü eşiniz hiç beklemediğiniz bir anda erken boşalma`yı engelleyemiyor ve sevişmeniz tam başlamışken bitiyor.
         Erken boşalma, cinsel terapi görmek için psikologlara başvuran çiftlerin yaşadığı en yaygın problem. Bu konuda yapılan araştırmalar her iki erkekten birinin hayatının belli bir döneminde erken boşalma sorunu karşılaştığını gösteriyor. Aslında erken boşalma kişiden kişiye değişen bir kavram. Bazıları 30 saniyede boşalırken, bazıları bunu daha uzun sürdürebiliyorlar. Uzmanlar ortalama sevişme süresinin evli erkekler için 3 dakika civarında olduğunu söylüyor. Gerçekte partneriniz sevişmeyi başlar başlamaz sonlandırmıyorsa erken boşalma sorunu yok demektir.
         Erken boşalma tıp literatürlerinde, sevişme esnasında varılan doruk noktasını, eşini tatmin etmeyi bekleyecek kadar uzatamama olarak tanımlıyor. Bazı erkekler, kadının orgazmı yaşayabilmesi için vajinal ilişkinin yanısıra elle uyarımın da gerekli olduğu gerçeğini görmezlikten geliyor. Bu da cinsel iletişimsizliği başlatan süreçte yapılan en ciddi hatalar arasında yeralıyor. Sonuç olarak erkek kendini kontrol edemediği için büyük bir suçluluk duygusuna kapılıyor.
         
         "Erken boşalma fiziksel bir bozukluk değil
         Batılı bazı bilim adamları erken boşalmanın, sanılanın aksine anormal bir durum ya da olmadığını, bu karakterin bize atalarımızdan geçtiğini söylüyorlar. Atalarımızdan kalan inanışa göre, insanoğlu zamanla cinsel hazzı arttırmanın yollarını öğrendi ve erotik düşüncelerle sevişmeyi uzatabildi. Ama yine de bu kalıtsal karakterden kurtulmak mümkün değil."
         Bu teorinin doğru olup olmadığı bilinmiyor. Ancak gerçek olan bir şey var ki, o da erken boşalmanın merkezi sinir sistemiyle yakından ilgili olduğu. Sinir sistemimiz 2 kısımdan oluşur. İstemimiz dahilinde çalışan kısmı cinsel ilişki sırasında sertleşmeyi, istem dışı çalışanı ise boşalmayı yönetir. Sağlıklı bir erkekte her iki kısım uyumlu bir şekilde çalışır ve günlük davranışları yönetirler. Erken boşalan bir erkekte büyük bir olasılıkla istemdışı sinirler daha baskın, uzun süre ereksiyon halinde kalanlarda ise istem dahilindeki sinirler daha baskın çalışır. Ayrıca erkeğin kişilik özellikleri de cinsel hayatında önemli rol oynar. Örneğin romantik tipli ve cinsel içgüdüleri zayıf olanlarla, mantığıyla hareket eden erkekler, erken boşalma riskiyle daha fazla karşı karşıyadırlar.
         
         Mastürbasyon erken boşalma nedeni
         Uzun süre ereksiyon halinde kalamamanın temel sebeplerinden biri de mastürbasyonu fazlaca deniyor olmak. Eğer bir erkek 13 yaşında kendi kendini tatmin etmeye başlıyor ve bunu sıkça yapıyorsa, 20'li yaşlara geldiğinde karşı cinsle girdiği cinsel ilişkilerde problemler yaşama olasılığı oldukça yüksektir. Çünkü erkek küçük yaşlardan beri kendini bu şekilde boşalmaya şartlamıştır ve cinsel ilişkiye başladıktan sonra tek amacı bunu bir an önce sonlandırmaktır.
         Diğer bir neden de kadının cinsel isteksizliğidir. Eşinin isteksiz davranışlarını 'karım seksi sevmiyor ve beni istemiyor' diye yorumlayan bir erkek, mümkün olabildiğince çabuk sona ulaşmaya çalışabilir. Bu aynı zamanda eşler arasındaki iletişim eksikliğinin de bir işaretidir.
         
         Tedavi yöntemleri
         Erken boşalma, tedavisi en kolay cinsel problemlerden biri. Eşlerin beraberce katılacağı bir psikolojik terapide, tedavinin başarı ile sonuçlanma şansı yüzde 90 oranında artabiliyor. Bugün içi bilinen tedavi yöntemleri ise şunlar:
         
         Lokal Uyuşturucular
         Penis ucunun hassasiyeti lokal uyuşturucularla azaltılabilir. Ancak bunları çok sık kullanmak da sakıncalıdır. Bu yüzden geciktiricileri nadiren kullanın ve kullandığınız zaman prezervatif takmayı ihmal etmeyin.
         
         Lokal Baskı Uygulamak
         Erkek doruğa yaklaştığını hissettiği anda kendini geri çeker ve penisin ucunu parmaklarıyla 3 - 5 saniye sıkarsa boşalma geciktirilebilir. Bu yöntem ereksiyonu % 10 ile 30 oranında azaltır ve belli bir süre uygulandığında erkeğin kendini kontrol yeteneğini arttırır.
         
         Çin Tekniği
         Eski çağda Çinliler boşalmayı geciktirmek için "Oynak Yol" adını verdikleri yöntemi uygularlardı: Erkek boşalacağını anladığı zaman sol elin baş ve orta parmaklarıyla, testis ve anüs arasında kalan bölgeyi derince bastırır. Bu arada nefesini ona kadar sayarak tutar ve verir. Bir iki kez tekrarlandığında erteleme gerçekleşir.
         
         Beyninizi Kullanın
         Zamansız bir boşalmayı engellemek istiyorsanız, o an başka şeyler düşünmeye çalışın. Örneğin 50'ye kadar sayın, o gün ne yediğinizi düşünün ya da günlerden hangisi olduğunu hatırlamaya çalışın.
         
         "Davranış terapisiyle erken boşalmayı önleyebilirsiniz"
         Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, erken boşalma `nın fizyolojik ve psikolojik kökenli bir çok nedeni bulunduğunu söylüyor. Erken boşalma `nın komplike ama tedavisi mümkün bir durum olduğunu belirten Hattat şöyle konuşuyor: "Öncelikle sorunun fizyolojik mi yoksa psikolojik kökenli mi olduğu araştırılmalı. Neden fizyolojik ise, hemen o nedeni ortadan kaldırmaya yönelik tedavi planlanır. Ancak neden genellikle psikolojik kökenlidir. Bu durumda ise genellikle psikoterapi uygulanır. Psikoterapide erkeğe davranış terapisi olarak adlandırılan bir yöntemle, parmaklarını kullanarak boşalmayı geciktirebileceği bir takım teknikler öğretilebiliyor.
         Erken boşalma `nın nedenleri çeşitli olabilir ama, tedavisi kesinlikle mümkündür. Yeter ki erkek, kendi durumunu ciddiye alsın. Ayrıca bir takım geciktirici kremler veya spreylerle de sorunu çözebileceğini de düşünmemeli. Erken boşalma problemi olan bir erkek kalıcı bir çözüm için psikoterapiye ihtiyacı olduğunu unutmamalıdır."

    Permanent Link

    • 6/6/2006 - ERKEKTE KISIRLIK

    Posted By Erkek Özel

    ERKEKTE KISIRLIK

    Erkekte kısırlık nedenleri çok fazladır. Genellikle evlenmiş çiftlerin hiç bir doğum kontrol yöntemi uygulamazsalar 2 sene içerisinde çocukları olur. 2 sene geçtiği halde kadın hamile kalmamışsa bir kısırlıktan bahsedilir. Kadının kısırlık nedenleri Ürolojinin mevzusunun dışıdır. Üroloji erkeğin kısırlık nedenlerini araştırı ve tedavi etmeye çalışır.
       Son zamanlarda kısırlık bölümü ürolojinin bir alt bölümü olmuş ve kendi başına müstakil bir bilim dalı haline gelmiştir. Bu bölüm (İnfertilite Anabilim) çiftlerden sadece erkek veya kadını incelemeyip her ikisini beraberce incelemeye alıp teşhis ve tedavi uygulamasını birlikte yürütmektedir.
      
    Sebepleri:

    1-Hormonal Sebepler: Kısırlığın % 5 sebebi hormanaldır. Bu durumda meni sayısı 5 milyondan aşağıdır. Testisler hormon yapma bakımından beyindeki hipofiz iç salgı bezinin kontrolü altındadır. Bu bezde gene beyinin hipotalamus denen kısmından salgılanan hormonların etkisi altındadır. Testis ve bu son iki bezin faaliyetlerindeki bir bozukluk ve aksaklık hormonal kısırlık nedenidir.
       Hipotalamus ve hipofiz arızalarındaki kısırlıkta aynı zamanda bu arızaya bağlı olarak çeşitli belirtiler meydana gelir.

    2-Testise bağlı nedenler:
    Burada testisin hormonu olan testestron düşüktür. Olay tamamen testisten kaynaklanmaktadır. Bu hormonu salgılayan hücrelerde arza vardır. Kromozom bozukluklarında, doğuştan testisin olmaması veya vücudun erkeklik horonuna dirençli olmasından meydana gelir.
       a-Bir çok vakada hiç bir sebep olmaksızın menide tohum hücreleri sayısı azdır. Bunun sebebi bilinmemektedir.
       b-Testisin gelişme bozuklukları: Testisin normal yerinde olmaması halinde testis gelişemeyeceği için kısırlık meydana gelir. Normalde testis doğumdan sonra torbaların içerisinde bulunur. Herhangi bir sebepten dolayı testisler torbaya inmeyip yukarıda ve kasıkta kalırsa testis gelişemez,kıvamı azalır boyutu küçülür.
       c-İlaçlar: Bir çok tümör ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, alkol, bazı tansiyon ilaçları testise toksik etki yaparak spermaların gelişmesini önler.
       d-Radyasyon: Film çekmek için kullanılan X ışınları ve kanser tedavisinde kullanılan radyasyon ışınları direk testise etki ederek kısırlık nedeni olabilir.
       e-Çevre Ekenleri: Endüstriyel bazı kimyasal maddeler
       f-Sperma oluşumunu engelleyen nedenler: Aşırı yükseklik, sıcak iklimler, ateşli hastalıklar, 60 yaşından sonra ve stres
       g-Testis iltihapları: Testisin adi iltihabı çok ağır seyrederse testisin yapısını ve tohum üreten hücrelerini bozacağı için kısırlık yapar. Erişkinlerin kabakulaktan sonra iki taraflı testis iltihapları başlı başına kısırlık sebebidir. Erişkinlerin kabakulağından sonra % 15- 25 oranında testis iltihabı gelişir. Bu iltihabı kabakulaktan 4-6 gün sonra başlar 1-6 ay sonrada testis harap olur.
        h-Varikosel: (Torbanın toplar damarlarının varisi) Kısırlıkta önemli olmakla beraber her varikosel vakasında kısırlık görülmez. Varikoselin kısırlık yapmasının nedeni testis ve torbanın ısı değişimine engel olmasıdır.
    3-Testis Harici nedenler:

       a-Meninin boşalma bozuklukları: Meninin boşalmasını engelleyen sebepler kısırlığa neden olur. Meninin azlığı buna bir örnektir. Prostat ve bazı karın ameliyatlarından sonra meninin geriye  boşalması yani mesane içerisine dökülmesi bir örnektir.
       b-Meni yollarında tıkanıklık: Bu nedenin oranı % 10 - 20 dir. Meni yollarında meni kordonunu her hangi bir yerinde tıkanıklık vardır. İltihaplardan sonra olabileceği gibi dıştan bir baskı ile de oluşabilir. Darbeler, fıtık gibi ameliyatlar veya buraya cerrahi müdahaleler kordonu tıkar. Bezende doğmalık olabilir. Çift taraflı olunca kısırlık kaçınılmazdır.
       c-Penis yapı bozukluklarında bir etkendir. İdrar deliğinin aşağıda olması gelen meniyi ileri doğru fırlatamaz. Böylece tohum hücreleri kadının haznesine ulaşamaz.
       d-Bağışıklık nedenleri : Şayet tohum hücreleri kanal dışına herhangi bir sebeple kaçacak olursa vücut bu hücrelere karşı antikor geliştirir ve kendi hücresini yabancı hücre sayarak bu hücreleri öldürmeye başlar. Bazense eşinde sperma hücrelerine karşı bir hassasiyet vardır. Bu hücrelere karşı duyarlı olup onları hareketsiz bırakabilir.

    Teşhis:
      Evli çiftlerin % 15 i kısırdır. Sebep olarak 1/3 oranında erkekte 1/3 kadında ve 1/3 oranında ise her ikisinde birliktedir. Kısırlık nedeni çok olduğundan ve bir çok etkene bağlı olduğundan dolayı bu sebepler teker teker araştırılmalıdır.

    Labaratuar Muayeneleri:
     
     1-Meni muayenesi: Kısırlıkta en önemli tetkik meni muayenesidir. Tahlil muayene materyali 40-72 saatlik bir sexsuel perhizden sonra yapılamalıdır. Meninin toplanması ve taşınmasında sonucu etkiler. Meni mastürbasyon ile geniş cam bir kavanoza alınmalıdır. Vücut ısısında ve en geç bir saat içerisinde incelenmelidir.
       Sperma muayenesinde akıcılığı, kokusu, miktarından ve mikrop olup olmadığını incelendikten sonra sayısına bakılır.
    Bugün kabul edilen değere göre  tohum hücresinin sayısı 1 mililitrede 20 milyondur.
    Tohum hücrelerinin hareketi kadın yumurtasını dölleyebilmesi için önemlidir. Tohum hücrelerinin hareketi 0 ila 4 arasında değerlendirilir. Normalde % 50 - 60 dır.
    Şekilleri: Normalde tohum hücrelerinin (Sperm hücresi) oval bir başı boyun ve kuyruğu vardır. Bu şekilde olan tohum hücrelerinin oranı % 60 tır. Geri kalan % 40 oranında sperm hücresi çift kuyruklu çift başlı gibi değişik şekiller gösterebilir. Meni içerisinde früktoz gibi şekerli maddeler, yağ, enzimler gibi maddelerde araştırılır.
     
    2-Kan idrar ve prostat salgısı tetkikleri:
    Kan grupları araştırmaları yapılmalı. Eski bir iltihap olup olmadığını anlamak için idrar tahlili ve prostat sıvısı tahlilleri yapılmalıdır.
     
    3-Hormon tetkikleri:
    Sperm sayısının 5 Milyondan aşağı olan durumlarda hormon tetkikleri yapılmalıdır.
     
    4-Diğer tetkikler:
    Kromozom, alerjik testler, Radyolojik incelemeler kısırlığın sebebini araştırmak için yapılır.
     
    5-Testis Biyopsisi:
    Testisten parça alıp patoloji laboratuarında incelemektir. Spermin az olduğu durumlarda testisin faaliyet gösterip göstermediğini anlamak için yapılır. Şayet menide hiç sperm hücresi yoksa ve testis biyopsisinde normal sperm hücreleri varsa kanallarda bir tıkanıklık olduğu düşünülür. Testis biyopsisi iki şekilde yapılır ya doğrudan küçük bir operasyon ile testis açılır ve parça alınır veya iğne ile girilip testis dokusundan alınacak parça patolojiye gönderilir.

    Tedavi:

    1-Cerrahi Tedavi:
       Küçük çocuklarda inmemiş yumurtanın ameliyat edilmesi, varikosel olan hastalarda erken devrede ameliyat kısırlığın giderilmesinde yüz güldürücü sonuçlar almasına neden olur. Şayet meni yollarında bir tıkanıklık varsa bunu gidermek için ameliyat düşünüle bilinir.
    2-Tıbbî Tedavi:

    Hormon eksikliğinde eksik olan hormon verilir. Spermlerine karşı alerjik olan hastalarda sebep buysa tedavi amacı ile bu alerji giderilmeye çalışılır. İltihabı bir durum da uygun antibiyotik ile bu iltihap kurutulur
    3-Yapay Dölleme:
    Tohum hücresinin döllemek amacı ile kadın rahim ağzına veya rahmin içine verilmesi işlemidir. Erkek her hangi bir sebeple penis yardımı ile kadını dölleyemez. Bu durum idrar deliğinin aşağıda olması, boşalma sırasında spermanın mesaneye kaçması veya norojenik sebeplerle penisin sertleşmemesi nedeni ile olur. Erkekten alınan tohum hücreleri kadına verilir. Ya kadının kocasından alınan hücreler yada başka erkekten alınan hücrelerle olur ki bu ikinci yol gerek dinimiz gerekse genel ahlak kurallarına ve kanunlara uymayan bir durumdur.
    4-Tüp Bebek:

    Kadında herhangi bir nedenle tohum hücresinin yumurtan ile birleşmesine mani olacak bir durumda uygulanır. Fakat erkeğin tohum hücrelerinin de azlığında da uygulanır. Çünkü çok az miktardaki tohum hücresine sahip erkekler için bile büyük bir başarı sağlar. Kadın yumurta hücresini ve erkek tohum hücresini kadın vücudu dışında bir tüp içerisinde uygun ortamın sağlanması ile birleştirilmesi esasına dayanır. Hücreler birleştikten sonra bu döllenmiş hücre anne rahmine aktarılır. 

    Permanent Link

    • 5/31/2006 - Saç Ektirme

    Posted By saç ekimi

    Saç Ektirme

    Öncelikle saç ve saç dökülmesi hakkında bilgi vermekte fayda var.

    Saç dökülmesi çoğunlukla erkeklerde görülen, genetik, hormonsal değişikliklere ve yaşa bağlı olarak gelişen bir durumdur. Kişide fiziksel ve buna bağlı olarak da psikolojik sorunlara sebebiyet verir. Saç kaybı, çeşitli hastalıklardan ya da yanma vb. gibi durumlardan da kaynaklanabilir.

    Erkeklerde görülen saç dökülmesi, her toplumda yaygın olan önemli bir sorundur. Birçok insan saçlarının dökülmesini önlemek ve dökülen saçlarının da yeniden çıkmasını sağlamak için çaba sarf etmektedir.

    Normal bir insanda ortalama 100.000 adet saç teli vardır. Bu saçlar zamanla kendilerini yenilerler. Günde yaklaşık olarak 90-100 adet saç telinin dökülmesi normal kabul edilir ve bu saçların yerine yenileri çıkar.

    Baştaki saç sayısı ve kalınlığı kişiden kişiye değişebilir. Ayrıca, yaşa bağlı olarak saçın büyüme hızı da değişir.

    Erkeklerde, saç dökülmesi genelde alında ve tepededir. Başın arka kısmında saç dökülmesine rastlanmaz. Bunun nedeni iki farklı saç kökünün olmasıdır. Alındaki ve tepe bölgedeki saç kökleri Testosteron Hormonuna duyarlıdır ve bu hormon bu bölgelerdeki saç köklerine zarar verdiği için Erkek tipi saç dökülmesi buralarda gerçekleşir.

    Diğer bölgelerdeki saç kökleri, Testosteron Hormonuna duyarlı olmadıkları için dökülmediğinden, bu bölgelerden alınan saç kökleri, dökülen bölgelere ekilir. Bu ekilen saç kökleri Testosteron'a karşı duyarlı olmadıkları için, yeni ekildikleri bölgede de "Testosteron'a bağlı dökülme" göstermezler. Ayrıca, kişinin kendi saçı kullanıldığı için de görüntü gayet doğal olur.

    Saç Ekim işlemi tamamlandıktan sonra, kişi evine dönebilir. İlk 2 gün saçlar yıkanmaz ve bu süreden sonra saç her gün özel bir madde ile yıkanır. Saç ekiminden birkaç gün sonra alın bölgesinde şişlik ve morluklar oluşabilir, fakat bu geçici bir durumdur ve 1-2 gün içerisinde bu şişlik ve morluklar kaybolur.

    Yeni ekilen saçlar bir süre sonra dökülürler ve yaklaşık 3 ay içerisinde yeniden çıkmaya başlarlar. Saçlar alındıkları bölgedeki büyüme hızları ile ekildikleri bölgede büyümeye devam ederler ve bu saçlar, yukarıda da belirttiğimiz gibi, dökülen bölgelerdeki saç köklerinden farklı yapıda oldukları için, dökülmezler.

    Herkesin saçındaki dökülme ve açıklı oranı farklıdır. Bu nedenle kişi uzman bir hekim tarafından muayene edilmeli ve hangi bölgelere ne sıklıkta saç ekileceğine karar verilmelidir.Saç Ektirme

    Permanent Link

    • 5/23/2006 - Kalıcı Makyaj

    Posted By Bayanlara Özel

    Kalıcı Makyaj

    Kalıcı makyaj veya güzellik uzmanlarının değimişye 'mikro-pigment uygulaması' mikro, steril ve tek kullanımlık bir iğneyle doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması olarak açıklanıyor. Ante alerjik boyalar özellikle yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermiyor. Daha çok kozmetik-dövme sayılabilecek bu işlem sayesinde kaş, göz çizgisi veya dudaklarda doğal cilt rengine uyumlu makyaj uygulanıyor. Bu sayede cillteki bazı ufak kusurlar kapatılabilir veya anatomik bozukluklar giderilebiliyor. Böylece kişi daha bakımlı ve genç bir görünüm kazanılabilir.

    50'ye yakın renk 11 tip kaş var

    İstanbul Şaşkınbakkal'daki Keyif Güzellik Merkezi'nin kurucusu Şehnaz Kargı Almanya'da kalıcı makyaj üzerine eğitim almış. Şehnaz Kargı, yedi yıldır kendi güzellik merkezinde kadınlara kalıcı makyaj uyguluyor. Kargı, 'Kaş, yüz ifadesini değiştiren en önemli bölge. Kaş dolgun olursa daha genç gösteriyor. Eski yıllarda modaya uyarak kadınlar kaşlarını çok inceltmiş. Bu inceltme zamanla kaşların eski hacminde çıkmamasına neden oluyor' diyor. Şehnaz Kargı, 11 kaş şekli olduğunu söylüyor. Merkezde önce yüze şekline göre kaş çiziliyor. Daha sonra kirpik ekimi ve eye liner uygulaması yapılıyor. Böylece gözler kendinden sürmeli gibi görünüyor. Kalıcı makyajın son adımında dudaklar var. Dudakların hem içi dolduruluyor hem de kontürleniyor. Renk olarak kırmızı veya pembe gibi naturel renkler seçiliyor. Kargı, boyaların, Amerika'dan ithal edildiğini ve tamamen bitki köklerinden oluşuğunu açıklıyor. Ürünler hipo-alerjik. Kalıcı makyajda 50'ye yakın renk bulunuyor. Kimyasal olmadığı için dört yıl kalıyor. Uygulama iki seansta gerçekleşiyor. İkinci seans ilkinden 21 gün sonra tekrarlanıyor. Merkez bu ay kalıcı makyajda yüzde 50 indirim fırsatı sunuyor. Komple yüz kalıcı makyaj 285 YTL sadece dudak ise 85 YTL. Tel. 0216 411 00 80

    Bir buçuk saat sürüyor

    İstanbul Etiler'deki Aqua Power'da eğitimini Almanya'daki tamamlayan Ünzile Erkul ve İspanya'da kalıcı makyaj üzerine master yapan Berna Gürbak, yöntemi uyguluyor. Erkul, merkezde sekiz yıldır kalıcı makyaj uygulandığını söylüyor. Ünzile Erkul 'Su bazlı ve bitkisel içerikli pigmentler kullanıyoruz. Kaş, göz ve dudak bölgelerinde kalıcı makyaj yapıyoruz. Ön çalışma bir buçuk saat sürüyor. Burada rengi ve şekli belirleyip sabitliyoruz' diyor. Aqua Power'da önce kişiye alerjik testler yapılıyor. Kalıcı makyaj tek seansta tamamlanıyor. Seans bir buçuk saat sürüyor ve 3-5 yıl kalıcılığını koruyor. Kaş 350 dolar, göz 300-500 dolar, dudak ise 400 dolar. Tel: 0212 257 90 51

    Saçlar dolgunlaştırılıyor

    Leyla İnanır Güzellik Merkezi'nde kalıcı makyaj kaş, dudak, göz ve saç dibine uygulanıyor. Dudak hem çerceve yapılıyor hem de tamamen dolgu halinde içi dolduruluyor. Saç diplerine yapılan kalıcı makyaj metodu ise saçında seyreklik olanlara o bölgelerde renk koyulaşma şeklinde uygulanıyor. Uygulama bir buçuk saat sürüyor ve 20-25 gün sonra rötuş yapılıyor. Kalıcı makyajın kalıcılığı uygulanan bölgeye ve renge göre değişiyor koyu renkler daha uzun süre kalabiliyor. Ortalama iki-üç yıl kalıyor. İşlem sırasında su bazlı boyalar kullanılıyor. Kişiye özel iğne uçları kullanılıyor. Merkeden aldığımız bilgiye göre, saçların fiyatı ihtiyaca göre değişiyor. Kaş 200 Euro, göz 300 Euro, dudak çevresi 400 Euro ve dudak içi 500 Euro'ya kalıcı makyajla tanışıyor.

    Yöntem kimlere uygulanıyor?

    Kalıcı makyaj parlak ve yüzeysel görünen normal makyaja oranla daha doğal görünüyor. Bunun yanı sıra makyajı tazeleme, yenileme, ekleme gibi dertler ortadan kalktığı için, kişi hem zamandan hem de bütçeden tasarruf sağlıyor. Kalıcı herkese uygulanabiliyor. Uzmanlar ise kalıcı makyaj yaptıran müşteri grubuna çalışan kadınların hakim olduğunu söylüyor. Seyrek, çok açık renk ya da yarım kaşları olanlar, hassas gözleri yüzünden maskara kullanamayanlar, seyrek kirpikleri şikayetçi olanlar, lens kullananlar, kozmetik ürünlerine alerjisi olan kadınlar, artrit hastaları, stresli veya ağır işlerde çalışanlar, atletler, sporcular, profesyonel hayatta sürekli iyi görünmek zorunda olanlar kalıcı makyaja en çok rağbet edenler arasında bulunuyor. Yöntem, yüzde estetik açıdan simetri yaratmak isteyenler ve dağılmayan makyajın avantajını kullanmayı amaçlayan kadınlar için de ideal.

    Rengarenk kirpikler

    Leyla İnanır Güzellik Merkezi'nde Alman Colorist kozmetik firması ürünleriyle gerçekleştirilen protez tırnak uygulaması için uzun süre test yapılmış. Doğal kıldan oluşan, suya dayanıklı ve bir ay boyunca rahatlıkla kullanabilen, rengarenk ekme kirpikler özel günlerinizde farklı görünmeyi sağlıyor. Leyla İnanır Güzellik Merkezi'nde ayrıca seksi ve parlak gülüşlere sahip olmak isteyenler, beş dakikalık bir operasyonla diş kristallerine sahip olabiliyor.

    Permanent Link

    • 5/7/2006 - Erkekte Meme Büyümesi ( Jinekomasti )

    Posted By Erkek Özel

    Erkekte Meme Büyümesi ( Jinekomasti )

    Düzeltmeler
    Memenin hormonal veya şişmanlık nedeni ile normalden büyük olduğu durumlarda normal ölçülere indirilir.

    Gerekenler
    Tahliller, hormon testleri, meme röntgeni, ameliyat öncesi 6 saat aç kalınmalı, lokal veya genel anestezi, operasyon süresi 1-2 saat, hastanede kalma gereği duyulmaz, 5 günde dikiş alınır, 10 gün bandajlanır ve 10 gün boyunca kol hareketleri kısıtlamalıdır, 1 ay süreyle spor yapılmamalıdır.

    Operasyon nasıl gerçekleşir
    Göğüsler hormonal nedenlerle büyümüşse göğüs ucundan girilerek süt bezleri çıkarılır, şişmanlığa bağlı yağ birikmesi ise yağlar vakumla emilir.

    İzler
    Hemen hemen fark edilmeyen bir iz kalır.

    Komplikasyonlar ve beklenmeyen etkiler
    Mororma ve geçici olan duyarlılık azalması.

    Beklenen etkiler
    Operasyon genel olarak olumlu sonuç verir.

    Permanent Link

    • 5/7/2006 - Saç Dökülmesine Karşı Çözümler

    Posted By saç ekimi

    Saç Dökülmesine Karşı Çözümler

    Saç dökülmesi, günümüzde erkekler arasında oldukça yaygın görülüyor. Bunun ardında temel olarak, hormon bozuklukları yatıyor. Saç dökülmesi kadınlarda da yaşanıyor. Ancak bunu erkeklerle kıyasladığımızda, kadınların kel kalma riski hiç denecek kadar az bir ihtimal. Saç dökülmesi, kimi erkekte normal bir etki yaparken, kimisinde ciddi sorunlara yol açıyor. Ancak, normalin üstünde bir saç dökülmesi durumuyla karşı karşıyaysanız, hemen umutsuzluğa kapılmayın. Çünkü günümüz imkanları, hemen hemen her türlü saç dökülmesi sorununa bir çözüm sunuyor.

    Saç dökülmesinin çeşitli sebepleri var
    Saç dökülmesinin çeşitli sebepleri vardır. Ancak bunları genel olarak iki grupta toplamak mümkün. Birincisi, dış çevreyle, ikincisiyse insanın yapısıyla ilgili. Örneğin, kalıtsal faktörler, hormon düzeninde bozukluk, sağlıksız beslenme nedeniyle vücutta ihtiyacı olan maddelerin eksikliği ya da fazlalığı iç etkenler arasında sıralanabilir. Mevsimsel şartlar, hava kirliliği, uygunsuz saç bakımı, stres gibi faktörler, dış şartlar grubuna dahil edilebilir.

    Saç nakli ameliyat gerektiriyor
    Saç dökülmesinden kaynaklanan hafif kelliklerde, cerrahi metodlarla saç nakli yapılabiliyor. Bu işlemde, iki kulak arasında, ense bölgedeki çemberden saçlar alınıyor ve saçın olmadığı bölgelere mikrocerrahi uygulamayla dağıtılarak ekiliyor. Bu uygulama, hafif ya da tamamen kellik durumlarında uygulanabiliyor. Fakat ekilebilen saç miktarı kısıtlı olduğundan, eğer kellik fazlaysa, birden fazla ameliyat gerekebiliyor. Burada amaç, saçlara herhangi bir sunilik olmadan, gür bir görüntü kazandırmak.
    Ameliyattan sonra ilk bir ay içinde, ekilen saçlar dökülür. Ancak ortalama 3 ay gibi bir süre sonra saç köklerinden yeni ve kalıcı saçlar çıkmaya başlar. Bu saçlar da ömür boyu kalır. Ekilen saçların bakımı veya kesimi, normal saçlardan farklı değildir.

    Saç kökleri kanallara yerleştirilir
    Saç nakli yaptırmak isteyen kişilere, önce uzman kişisel bilgilerden oluşan çeşitli sorular yöneltir. Önceden geçirilen hastalıklar, yaşam koşulları, aile hikayesi gibi konular incelenir. Saç derisi muayene edildikten sonra ameliyat yapılıp yapılmayacağına karar verilir. Ameliyat lokal anestezi altında uygulanır. Ameliyat esnasında, ense bölgesinden bir şerit halinde, üzerinde çok sayıda saç kökü bulunan ince bir kesit alınır. İşlem kolay uygulanır ve acı vermez. Ardından saç kökleri mikrocerrahi yöntemiyle gruplanır. Şeridin alındığı yer sonra cerrahi yöntemle kapatılır. Saçların ekileceği yere, köklerin yerleştirilmesi için kanallar hazırlanır ve saçlar yerleştirilir. Ortalama 3 ay içinde burada kalıcı saç kılları çıkmaya başlar. Bunlar da, normal saçlar gibi ayda ortalama 1 santim uzar. Bütün bu amileyat işlemi, saçların fazlalığına bağlı olarak ortalama 3.5 saat sürebilir. Bazen aynı işlemın birkaç kez tekrarlanması gerekebilir.

    Saç naklinde yaş sınırlaması yok
    Saç nakli her yaşta uygulanabilir. Ancak ameliyat yoluyla uygulanan saç nakli, şeker hastalığı, diyaliz gerektiren böbrek rahatsızlığı, karaciğer ya da ağır kalp hastalığı olan kişilere uygulanamaz. Bunların dışında herhangi bir kısıtlama yoktur.

    Protez saçlar kansız yöntemle uygulanır
    Protez, ameliyat uygulaması gerektirmez. Bu nedenle protez uygulaması daha çok kanlı yönletemlere başvurmak istemeyen insanlar tarafından tercih edilir.
    Saç protezi yaptırdıktan sonra kişi herhangi bir hareket kısıtlamasıyla karşılaşmaz. Yani, banyo yapabilir, tarayabilir ya da denize girebilir. Protezi bir tek seansla istenilen gürlükte saçlara sahip olmak mümkün. Protez saçları diğer saçlardan ayırt etmek mümkün değildir.

    Protezler yurtdışında hazırlanır
    Protez uygulamasına başlamadan önce, uygulamanın yapılacağı bölge incelenir. Tabii saçların dökülme riskinin devam ettiği bölgeler de gözden geçirilir. Ardından başın kalıbı ve saçtan numuneler alınır. Bunlar, yurtdışına protezin hazırlanacağı merkeze gönderilir. Burada, suni, hava ve suyu geçiren, gözenekleri olan ikinci bir deri hazırlanır. Saç bankalarından temin edilen numune saçlar, hazırlanan bu deriye saçların çıkış yönüne göre tek tek ekilir.
    Sorunlu bölgeyi tamamen kamufle edecek özelliklere sahip olan bu protez, özel odalarda ve ortalama 2 saat süren işlemle uygulanır. Protezin yerleştirilmesi özel bir yapışkanla veya mikro tüplerle deriye yerleştirilir. Ardından kişinin istediği modele göre saç kesimi yapılır ve saçlar şekillendirilir. Protezin altındaki saçlar, hava ve suyu geçirdiği için canlılığını kaybetmez.

    Düzenli saç bakımı ihmal edilmemeli
    Protezin yerleştirildiği bölgedeki saçlar düzenli olarak kesilmezse, bir potluk görüntüsü oluşabilir. Bu nedenle, saçın uzama süresine göre kuaför bakımı yapılması gerekir. Bu bakım protezin uygulandığı merkezde yapılmalı. Çünkü protezin çıkarılıp, tekrar yerleştirilmesi gerekir. Ardından protez saçlara saç bakımı uygulanır. Normal saça yapılan tüm bakım ve uygulamalar protez saça da gerçekleştirilebilir. Ancak tercih edilen malzemelerin iyi olması gerekir.

    Permanent Link

    • 5/5/2006 - Bioenerji

    Posted By Astroloji

    Bioenerji

    Bugün kullanılan tıbbi tedavi yöntemlerinin yanısıra insanlar, birçok sebeplerden dolayı, (örneğin farmakolojinin aşırılığı), hastalıklarının tedavisi için halk tıbbından da yararlanma arayışlarına girmişlerdir. Bunların içinde özellikle elle tedavi (manual therapy) ve biyoenerji ile tedavi yöntemi, en doğal ve etkili olanıdır.

    20. yüzyılın başında Sovyetler Birliğinde, V.İ. Behterev ve diğer bazı bilim adamları, insanın bir biyoenerji alanına sahip olduğunu farketmişler, bu konuda araştırmalar yaparak birçok kitap ve makaleler yazmışlardır. Başlangıçta başarıyla sürdürülen bütün bu çalışmalar, bir süre sonra "Marksizm-Leninizm'e uygun olmadığı için" yasaklanmış ve açılan fakülteler kapatılmıştır. Dolayısıyla uzun bir zaman biyoenerji ile ilgili hiçbir bilimsel araştırma yapılmamıştır. Hatta basında çıkan biyolojik alan ve bağlantılı olaylarla ilgili makaleler de alay konusu olmuştur.

    Bugün ise, bilim adamları ve kamuoyu artık biyolojik alanın varlığını kabul etmektedir. Parapsikoloji ve biyoenerji konularıyla ilgili çalışmalar dünyanın her tarafında yapılmakta ve sonuçları insanların yararına sunulmaktadır. Çok eski doğu kültürlerinde halk doktorları, insan vücudunda "Çİ" adı verilen bir enerjinin varlığını keşfetmişlerdir. Bir yaşam enerjisi olan "Çİ" nin açıklanması zordur. Çjen-tsü terapisi uzmanlara göre "Çİ", tüm vücut enerjisinin, birleşik fonksiyonudur. Bu enerji alanında sinir merkezleriyle ilgili enerji dağıtım merkezleri de bulunur ki, bunlara "çakra" adı verilir. Bu çakralar bel kemiği boyunca sıralanmıştır. Bugün belkemiği boyunca yerleşik enerji merkezlerindeki (çakralardaki) enerji sirkülasyonunu engelleyen patolojik bozukluklar giderilebilmektedir.

    Doğu ve batı parapsikoloji ekollerinde yer alan ve insandaki biyolojik alan ve onun düzeltilmesi konusunda yapılan çalışmalara gelince.

    Günümüzde olağanüstü parapsikolojik olayları (elle tedavi dahil) açıklayabilen, sonuçlanmış tek bir bilimsel çalışma yoktur. Bugün dünyada yüzden fazla üniversite kürsüsünde bu olayın araştırması yapılmaktadır. Modern bilimde ana araştırma dalları şunlardır: Elektromanyetik, jeofizik ve psikofizik modelleri, elektronik ve rastlantısal süreçler ile ilgili düşünceler, değişim modelleri, kuantum mekaniği ve holistik modeller.

    Öte yandan doğuya baktığımızda durum farklıdır. Eski yoga felsefesinde ve Çin tıbbında biyoenerjinin önemi büyüktür. M.Ö.1000 yıllarında makrokozmos (evren) ve mikrokozmosun (insan, organizma), ilke olarak, tek bir şemaya göre yaratıldığına ilişkin düşünceler vardır. Bu sistemin ana hatlarını 5 temel unsur oluşturmaktadır. Bu unsurlar ateş, su, toprak, ağaç ve metaldir. Bunlar olmadan yaşam mümkün olmaz. Makro ve mikrokozmosun aktif faaliyetleri sonucu iki güç ortaya çıkmaktadır. Bu güçlerden biri erkek güç "YANG" ve diğeri dişi güç "YİN" dir. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi (impuls) doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur.Yapısal birlik, evrensel cevher "Çİ" aracıyla gerçekleşmektedir. "Çİ", bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve "Çİ" yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir.

    Hint terminolojisinde "Çİ" nin karşılığı, "PRANA" dır. Teozofi ve antropozofide ise sema veya "semavi cisim"dir. A.İ Kobzev "Çİ" yi şöyle tanımlıyor: "Çİ" genel, dinamik, ruhsal ve maddi cevherdir. Bu tanım "Çİ" nin enerjik özelliklerini ortaya koymakta ve doğudaki biyoenerji kavramının anlaşılmasında büyük rol oynamaktadır. "Çİ" nin bu enerjik özellikleri, tüm Çin tıbbının ana temelini oluşturmaktadır.

    "Çİ" gücünün yanında eski Çinliler dünyanın yaratılmasıyla ilgili bir ilke daha ortaya çıkardılar. İkilik ilkesi. Bu, ikincil bir ilkedir ve dünyanın oluşumunun anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Şematik olarak:


    "Çİ" .................enerji-şekil
    DAO
    "YİN-YANG" ....... sema-toprak


    Görüldüğü gibi, varlığın üst düzeylerinde ikilik yasası geçerlidir. "Enerji-şekil" varlıkların durumunu gösteriyor. "YİN-YANG" ise şekilsiz enerjik durumlardan ortaya çıkan global, yasal bağları temsil eder. "YİN-YANG" burada gerçek, doğal, harikulade olan olaylardır ve yaşamı bağlayıcı doğa yasalarına uygundur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Teklik ve ikilik ilkelerine göre dünyanın oluşumunun tablosu da ortaya çıkıyor. İnsan da bu tabloda yerini almıştır. Yaşam enerjisi "Çİ" organizmada engelsiz dolaşır. Bu hareket çok düzenli ve dengelidir. "Çİ" nin hareketindeki değişiklikler ise hastalık belirtisidir. Demek ki "Çİ" organizmadaki tüm süreç ve fonksiyonların dış çevre ile birbirini etkilemesinin başlıca belirleyicisidir. İnsan vücudundaki yaşam enerjisi "Çİ" nin gerçek adı, "KKKÇİ" dir. Bu enerji nefes ve gıdanın bir toplamıdır. Bundan dolayı Hindistandaki yogiler ve Çinliler "Çİ" toplamak için, nefes egzersizlerine çok önem verirler. "Çİ" vücuttaki tüm süreçleri hızlandırabilir.Örneğin bağırsak tembelliğini "Çİ" enerjisini toplayarak düzeltebilirsiniz.

    Bu arada birçok kitapta "meridyen" terimini de görebilirsiniz. Bizim için meridyen, "Çİ" enerjisinin vücuttaki geçiş yollarıdır. Bu, ana meridyende oluşan bir komünikasyon sistemidir. İnsan vücudundaki her ana meridyen 12 organdan biri tarafından yönetilmektedir. Bunlar akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak, idrar torbası, böbrek, perikard, safra kesesi ve karaciğer meridyenleridir.

    ramazanguler.com

    Permanent Link

    • 5/3/2006 - İstenmeyen tüyler

    Posted By Bayanlara Özel

    İstenmeyen Tüyler

     

    Vücudundaki güneş lekelerinden ya da istenmeyen tüylerinden şikayetçi olanlar için yepyeni bir teknik daha gündeme geldi. I2PL adlı bu yöntemle hiç acı hissetmeden güzelliğinize güzellik katabilirsiniz.

    Kadınların güzelliğine olan düşkünlüğü her geçen gün yeni tekniklerin geliştirilmesine neden oluyor. Artık istenmeyen tüyler, sivilce izleri, güneş lekeleri, kılcal damarlar ve varisler problem olmaktan çıktı. Bunu sağlayan sistemin adı ise I2PL. Dr. Murat Tunç ve Dr. Murat Topoğlu tarafından Türkiye'de ilk kez uygulanmaya başlanan bu teknikle hiçbir acı hissetmeden gençleşebilirsiniz. Dr. Murat Tunç, yeni sistemin nasıl uygulandığını ve etkilerini anlattı.

    * Cilt lekeleri, yüz ve bacaktaki ince yüzeysel damarlar, ciltte kollajen azalmasına bağlı sarkmalar ve ince kırışıklıklar üzerinde etkili. En yaygın olarak istenmeyen tüyler üzerinde kullanılıyor. Işıkla tedavi yöntemlerindeki en son teknoloji I2PL. Deride ışığı ileten iki madde var. Bunlardan ilki deriye ve tüylere rengini veren 'melanin' diğeri ise kana rengini veren madde. Basit bir mantıkla fotoğraf flaşının çok yoğunlaştırılmış ve istenilen dalga boylarını filtreleyerek saniyenin yüzde birinde verilmesi olarak nitelendirdiğimiz bu teknikle, bu maddeler ani ısıtılıyor. Tüylere verilen bu ışıkla tüy kökü ani ısıyla yok oluyor. Kollajen dediğimiz deriye elastikiyetini kazandıran maddenin üretimi de artırılarak cildin daha gergin ve pürüzsüz olması sağlanıyor.

    * Lazer uygulamalarında temel sorun uygulamanın yavaş olması ve uzun dönemdeki sonuçlarında başarı oranının daha az olması. I2PL'in en önemli özelliği ise acı oluşumunu engellemesi. İşlem çok kısa sürede gerçekleşiyor. Örneğin; her iki bacağa epilasyon uygulaması yarım ila bir saat içinde tamamlanabiliyor. Tüm yüz lekeleri için 10 ila 15 dakika tedavi için yeterli olabiliyor.

    * Işığa duyarlılığı olanlara, son bir aydır güneş banyosu, solaryum, brozlaştırıcı kremler uygulanmış yanık ciltlere, uzun süreli şeker hastalığı olanlara, kortizon tedavisi görenlere ve hamilelere uygulanmaz.

    * İstenmeyen tüylere uygulama yapıldıktan sonra kıl kökü tahrip olan tüyler, 15 gün içinde dökülür. Bu bölgeden bölgeye değişme gösterir. Ortalama yüzde elli oranında azalma olur. Lekeler tedavi sonrası birkaç gün çikolata rengini aldıktan sonra iki hafta içinde dökülerek yok olur. Kılcal damarlar hemen solarak iki hafta içinde yok olur. Yüz gençleştirmede ise etki yaklaşık üç haftada ortaya çıkar.

    * Hastaların güneş yanığının olmaması çok önemli. Bazı hastalarda cilt rengini açıcı bazı tıbbi krem uygulaması yapılabilir. Genel olarak hiçbir yan etkisi yok. Tedavi öncesi ve sonrasında bir ay güneşten korunmak gerekiyor. Bunun için 60 ve üzeri faktörlü güneş koruyucu kullanılabilir.

     

    Permanent Link

    • 5/1/2006 - Estetik Ameliyat Fiyatları

    Posted By saç ekimi

    Estetik Ameliyat Fiyatları

     

    Estetik Ameliyat Fiyatlarının, ameliyatın yapıldığı yere, hastaneye, cerrahına bağlı olmasına karşın, yine de bir fikir vermesi açısında şöyle bir tablo sunabiliriz.

    Liposuction: 1000-3000 YTL arası

    Meme Protezi: 2000-4000 YTL arası

    Burun Küçültme ve Kaş Kaldırma: 1000-4000 YTL arası

    Dolgu Enjeksiyonu: 500-1000 YTL

    Permanent Link

    • 5/1/2006 - Saç Ekimi Fiyatları

    Posted By saç ekimi

    Saç Ekimi Fiyatları

     

    Saç Ekim  Fiyatları, saç dökülme tipine göre değişmektedir. En sağlıklı bilgiyi saç ekimi merkezlerinden alabileceğinizi belirttikten sonra, aklınızda bir fikir oluşması açısından ortalama maliyetleri şöyle verebiliriz:

    Türkiye'de: 1500-2500 Euro arası

    Avrupa'da: 4000-10.000 Euro arası

    Amerika'da: 15.000-25.000 Dolar arası

    Rusya'da: 4000-9000 Euro arası

     

    Permanent Link

    • 5/1/2006 - Lazer Epilasyon Fiyatları

    Posted By Bayanlara Özel

    Lazer Epilasyon Fiyatları Laser Epilation Maliyeti

     

     Kadınların en büyük sorunlarından biri de istenmeyen tüyler. Kimimiz bu konuda çok şanslıyız. Zayıf ve belli belirsiz tüylere sahibiz. Bazılarımız içinse tüyler bir kabus. Sürekli tertemiz ve pürüzsüz görünümlü bir vücuda sahip olmak için her türlü yöntemi deniyoruz. Ağda , jilet, tüy dökücü kremler, epilasyon aletleri vesaire vesaire. Dönemsel çözümler sağlayan bu yöntemler dışında bir de uzman doktorlar tarafından uygulanan epilasyon yöntemleri var. Tüy soruna daha kalıcı çözümler getirdiği iddia edilen bu yöntemlere bir göz atmaya ne dersiniz.

    4 seansta sonuç

           Foto epilasyon deri ve tüy rengi, tüy kalınlığı, derinliği ve vücut bölgesine göre ayar yapılabilen bir ışık verilerek kıl köklerinin yakılması olarak tanımlanıyor. Problemli tüyleri olan her yaştan insanın yaptırabileceği bu yöntem sadece bronzlaşmış ciltlere uygulanmıyor. Acı vermeyen bu epilasyon yöntemini bize Ayderm Dermotoloji Merkezi'nden Dr. Nur Feza Erdoğdu anlattı: "Foto epilasyon yapılmadan önce epilasyon yapılacak bölgeyi inceliyor gerekli tespitleri yapıyoruz. Daha sonra tüyleri boyu 1 - 2 mm olacak şekilde kesiyor ve deriye buz tatbik ediyoruz. 1 saniyede 5 - 6 santimlik bir bölgeye uygulama yapılıyor. Uygulama sırasında teninizde bir sıcaklık hissedebilirsiniz. Ayrıca uygulamadan sonra teninizde bir kızarıklık söz konusu olabilir. Ama bu geçici bir şey bunun dışında yöntemin her hangi bir yan etkisi yok. En iyi sonuç beyaz tende siyah ve kalın tüylerden alınıyor. Tüylerin kaybolma süresi uygulama yapılan bölge ile deri tipi ve tüy rengine göre değişiyor. Örneğin en standart bölge olan koltuk altında dört seansta yüzde 90 sonuç alınıyor. Seansların arası bölgeye göre en az üç hafta en fazla 2 ay arasında değişiyor." Dr. Erdoğdu, epilasyon sonrası kızarıklık geçene kadar güneşlenmemek gerektiği ve uygulama yapılan bölgeye en az dört gün alkol parfüm vb. maddelerin değdirilmemesi konusunda uyarıyor. Foto epilasyonun maliyetine gelince seans fiyatları yüz, 50 - 200 dolar, koltuk altı 50 - 150 dolar, bacak ise 300 - 1000 dolar arasında değişiyor.

    Acısız çözüm

           Günümüzde lazer, estetik sektöründe de mucizeler yaratıyor. Lazer epilasyon, özel bir dalga boyunda seçilmiş ve yoğunlaştırılmış ışık yoluyla kıl üreten pigmentin yok edilmesi anl**ı** geliyor. Bu yöntem 18 yaş üstü kişilere uygulanıyor. Hamileler, hormon bozukluğu olanlar, bronzlaşmış citler ve kanser tedavisi görenlere lazer epilasyon yapılmıyor. Bu yöntemi biz de Epilamed Lazer Epilasyon Merkezi'nden Dr. Özlem Konuk'a sorduk: "Lazer epilasyon yaptırmaya gelen herkese cilt tipini belirleyen bir test yapılıyor. Daha sonra lazer cilt üzerinde gezdiriliyor. Uygulama oldukça kısa. Örneğin bıyık bölgesi 5 dakika, koltuk altı 10 dakika sürüyor. Uygulama sırasında acı hissedilmiyor. Bu yöntemin hiç bir yan etkisi yok. Bu yöntem beyaz tenli, koyu renk tüyleri olanlarda daha iyi sonuç veriyor. Lazer epilasyonun sonuç vermesi cilt ve kıl tipi, metabolizma ve hormonal dengeye bağlıdır. Ortalama 6 - 7 seansta istenmeyen tüylerinizden kurtulabilirsiniz. Seans araları uygulanan bölgeye göre değişiyor. Bu süre 1 - 6 ay arasında olabilir. Epilasyon sonrası güneşlenmeyin ve cımbız, ağda gibi diğer yöntemleri uygulamayın." Fiyatlara gelince rak***** problemli alanın genişliği ve tüylerin sıklığına göre belirleniyor. Ortalama fiyatlar şöyle: Yüz 125 dolar, koltuk altı 100 - 125 dolar, kol 400 - 600 dolar, bacak 600 - 1000 dolar.

    Evde de epilasyon yapabilirsiniz

           Eğer bu yöntemleri yaptırmak istemiyorsanız evde epilatörler yardımıyla tüylerinizden kurtulabilirsiniz. Hem pratik hem de kullanımı kolay bu ürünlerle geçici çözümlere ulaşabilirsiniz. Bu ürünlerden biri Rowenta Expertise Delicate vücut epilatörü. Ürün, tüyleri tamamını kavrayarak çektiğinden koparmadan ve kırmadan alıyor. Cımbızların hemen dibinde bulunan yönlendiriciler; epilasyon sırasında tüyleri cımbızın önünde iterken, küçük masaj parmakçıklarıyla cilde sürekli bir tireşim vererek acıyı en aza indiriyor. Daraltma başlığı sayesinde epilatör, vücudun her bölgesinde kolayca kullanılabiliyor. Rowenta Expertise Delicate'in diğer bir özelliği ise peeling başlığı. Tamamen doğal ve yıkanabilir malzemeden oluşan bu aparat takılarak çalıştırıldığında cildi ölü hücrelerden arındırıyor ve güçsüz tüylerin deri üzerine çıkmasını sağlıyor. Bu ürünün fiyatı 34 milyon 650 bin lira olarak belirlenmiş.
           Eğer ille de ağda diye tutturursanız Tefal'ın sir epilatörü "Infinicire" ile tüy sorununa çözüm sunuyor. Tefal İnfinicire tamamen bitkisel ve şeker içermeyen sir granülleriyle çalıştığı için deriye yapışmıyor, diplere kadar ulaştığı için tüyleri kırmıyor. Acı vermeyen İnfinicire, ilk üç kullanımdan sonra tüyleri görünür şekilde zayıflatıyor. İnfinicire'in iç haznesinde eritilen sir granülleri, döner rulo sayesinde kolay ve yumuşakça sürülüyor. 3 - 5 saniye içinde kuruyup beze ihtiyaç duymadan parmak uçlarıyla kolayca çekip alınıyor. Ürünün fiyatına gelince Tefal İnfinicire 30 milyon lira, hassas bölgelerde de kullanılabilen Tefal İnfinicire Varition 43 milyon 200 bin lira.

    Kaynak:milliyet.com.tr

    Permanent Link

    • 2/23/2006 - Saç Dökülmesi

    Posted By saç ekimi

    Saç Dökülmesi

    1) Normal Saç Dökülmesi: Bütün saçlar doğal olarak yaşam döngülerinin sonunda döküldüklerinden, saç dökülmesi herkeste bir ölçüye kadar normal sayılabilir. Dinlenme evresinde saçın köküyle bağlantısı gevşer ve saç soğanı cilt yüzeyine doğru ilerler.Zaman içinde olağan saç hareketlerinin, yıkama ve fırçalamanın etkisiyle saç kökü daha da gevşer ve saç teli düşer.Bu şekilde günde 50150 saç teli dökülmesi normaldir.Daha sonra aynı saç kökünden yeni bir saç teli çıkar.
    2) Fizyolojik Saç Dökülmesi: Bu tip saç dökülmesi genellikle geri dönüşümlüdür. Daha çok yeni doğan bebeklerde veya hamile kadınlarda rastlanır.
    3) Androjenik Saç Dökülmesi: Erkeklik hormonlarının genetik olarak hassas saç kökleri üzerinde baskı yapması sonucu oluşan saç dökülmesi türüdür. Saç dökülmesi türleri arasında en sık görülenidir ve erkek tipi saç dökülmesi olarak da bilinmektedir. Saçlı deride testesteronun dihidrotestesterona dönüşümündeki hızlanma ve dihidrotestesteron miktarının artışı normal saç kıllarının büyümeyen cılız vellüs tipi kıllara dönüşümünü sağlar.
    4) Alopesi Areata: Saçkıran olarakta bilinir.Daha çok her iki cinsten genç ve orta yaşlı erişkinlerde görülür. Kendiliğinden iyileşir, özel bir tedavi gerektirmez, otoimmünite sorumlu tutulmaktadır. Hastalarda genellikle madeni para büyüklüğünde, 2,5 cm çapında bir yada birkaç tane dairesel olarak saç dökülmesi mevcuttur.
    5) Anagen Efflium: Radyasyona veya bazı kimyasal maddelere maruziyet sonrası meydana gelen ani saç dökülmesidir. Daha çok radyoterapi ve kemoterapi uygulanan kanser hastalarında görülür. Kemoterapinin neden olduğu tipte çoğunlukla geri dönüşümlüdür ancak radyoterapi sonucu oluşmuşsa geri dönüşüm hemen hemen imkansızdır.
    6) Telogen Efflium: Bazı stres olaylarının sonucunda oluşur.Bu olaylar (bazı duygusal sorunlar, menopoz öncesi dönem, hamileliğe son vermek vs) saçın dinlenme evresinde geçirdiği evreyi kısaltır.
    7) Saçlı derinin hastalıkları nedeniyle oluşan saç dökülmesi: Saç köklerine hasar veren bazı hastalıklar mevcuttur.Bunlardan bazıları; deri tümörleri, granülomlar, sistemik lupus eritematozus,skleroderma, liken planus, saç kökünün ciddi bakteriyel,viral ve mantar enfeksiyonlarıdır.

    Permanent Link

    • 2/23/2006 - SAÇ YAPISI

    Posted By saç ekimi

    SAÇ YAPISI

    Saçlar keratin denen proteinden oluşmuştur.Keratin kopmaya ve aşınmaya dayanıklı bir proteindir. Tırnaklar da keratin yapısındadır.Tek bir saç teli kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte 0.05 ile 0.09 mm arasındadır.Saç teli derinin en dış tabakası olan epidermisten çıkar.

    Saçın iki bölümü vardır:
    1) Saş kökü: Saç teli saç kökünden çıkar. Saç kökü kafa derisinin yağ tabakasına gömülmüştür ve en uçta kalan kısmına “saç soğanı” denir. Saç soğanında ayrıca saça rengini veren melanin pigmentini oluşturan melanosit hücreleri de bulunur. Androjenlerin (erkeklik hormonlarının) reseptörleri de bu bölümdeki hücreler üzerindedir. Saç soğanının en alt kısmında dermal papilla denen damar yumağı
    bulunur. Bu yapı saçların büyümesi ve beslenmesi için çok önemlidir.Her bir saç kökü iç ve dış olmak üzere iki kılıf tarafından çevrelenmiştir.Saç kökünün çevresinde ayrıca saçı kayganlaştıran sebum salgılayan sebase bezleri de bulunur.

    2) Saç gövdesi: Saçın derinin dışında kalan kısmına “saç gövdesi” denir.Saç gövdesi keratine dönüşmüş ölü hücreler, bunları bir arada tutan maddeler ve sudan oluşmuştur.

    Saç gövdesi 3 tabakadan oluşmuştur:
    Medulla tabakası: En içte bulunur. Sadece uzun ve kalın saçlarda bulunur.
    Korteks tabakası: Ortada bulunur. Keratin liflerden oluşmuştur.Saç teline esneklik, sağlamlık ve renk veren katmandır.
    Kütikül tabakası: En dışta bulunur.Renksiz ve incedir.Ölü hücre kalıntılarının 89 kat halinde bir araya gelmesinden oluşmuştur. Saç korteksini korur.

    Permanent Link

    • 2/23/2006 - SAÇIMIZI TANIYALIM

    Posted By saç ekimi

    SAÇIMIZI TANIYALIM
    İnsanları birbirinden farklı gösteren çeşitli özellikleri vardır.Saç bu özellikler içinde en çok çeşitlilik gösteren yapılardandır.Rengi, şekli, uzunluğu her insanda farklıdır. Ayrıca yaş, cinsiyet ve ırka bağlı olarak saç miktarı ve yapısı değişir. İnsan vücudu; avuç içlerimiz, ayak tabanlarımız ve dudaklarımız hariç kıllı deri ile kaplıdır.
    Kılın rengi, kalınlığı, cinsi ve yoğunluğu cinsiyet, ırk, yaş ve vücut bölgelerine göre farklılık arzeder. Kıllarımız en yoğun ve kalın olarak saç ve yüz, koltuk altı, kasık bölgesi, göğüs ve bacaklarda (özellikle erkeklerde) bulunur.

    Kıllarımızın (ve saçlarımızın) birçok faydası vardır. Bunlar şunlardır:
    l Vücudumuzu ısı kaybına karşı korurlar.
    l Derimizin yüzey alanını artırarak sıcaklığın arttığı durumlarda ter bezlerinden salgılanan terin buharlaşmasını hızlandırırlar.
    l Derinin tabakalarını aşındırıcı etkilerden, travmalardan ve güneş ışınlarından korurlar.
    l Dokunma duyumuza yardımcı olurlar.
    l Özellikle saç ve kirpikler gözümüzü dış etkilerden, terden korur.
    l Saçlar, psikolojik olarak insanın duygu durumunun yansıdığı, kendini ifade edebildiği, iç dünyasıyla şekillendirebildiği bir organdır.
    l Çeşitli saç modelleri; kişilerin bir nevi mensup oldukları sosyal grupları, kişisel ve sosyal tavırlarını, bazen sadece bir duyguyu yansıtmak veya karşı cinsin ilgisini çekmek için tercih edilmektedir.
    l Günlük hayatta biz herhalde saçları daha çok bu işlemleri ile biliriz ve önem veririz.

     

    Permanent Link

    • 2/17/2006 - Erkekler niçin yalan söyler ?

    Posted By Bayanlara Özel

    Erkekler niçin yalan söyler ?

    Bir erkek yalan söylediğinde her zaman onurlu ve gerekli bir nedeni vardır.

    Bir gün, oduncunun teki nehrin hemen üzerinde, bir ağacın dallarını keserken, kazara baltasını suya düşürür.  Kederinden ağlamaya başlayan oduncunun haline üzülen Tanrı aşağı iner ve "Niye ağlıyorsun?" diye sorar.  Oduncu durumu anlatır ve baltası olmazsa aç kalacağını söyler. Tanrı hemen suya dalar ve dipten altın bir balta çıkarır.

    "Bu mu senin baltan?" diye sorar tanrı.

    Oduncu "Hayır" diye cevap verir.

    Tanrı tekrar suya dalar ve bu sefer dipten gümüş  bir balta çıkarır.

    "Bu mu senin baltan?" diye sorar tanrı.

    Oduncu "Hayır" diye cevap verir yeniden.

    Tanrı tekrar suya dalar ve bu sefer demir bir balta ile çıkar "Bu mu senin baltan?"
    Oduncu sevinçle, "Evet" der.

    Tanrı adamın dürüstlüğünden memnun olur ve üç baltayı da ona verir.  Oduncu baltalarını alır ve mutlulukla evine döner.

    Aradan zaman geçer bir gün oduncu karısı ile birlikte nehir kenarında yürürken, karısının ayağı takılır ve suya düşer.  Baltacı üzüntü ile karsının ardından ağlamaya başlar. 

    Tanrı yeniden görünür ve oduncuya sorar, "Niye ağlıyorsun?"

    "Tanrım lütfen yardım et bana, karım suya düştü!"diye yakarır oduncu.  Tanrı suya dalar ve yukarıya Jennifer Lopez ile çıkar. Bu mu senin karın?" diye sorar. "Evet," diye bağırır adam.

    Tanrı adamın yalan söylemesine çok kızar. Oduncu hemen açıklamaya çalışır, "Tanrım lütfen beni affet, beni yanlış anladın. İşin gerçeği eğer sana Jennifer Lopez için hayır demiş olsaydım, bu sefer Catherine Zeta-Jones ile gelecektin.  Gene hayır deseydim karımı getirecektin ve ben bu sefer evet dediğimde üçünüde bana verecektin.  Ama tanrım ben fakir bir adamamım ve üç kadını birden bakmam mümkün değil.  İşte bu yüzden ilk seferinde evet dedim."

    Hikayenin özü: Erkekler ne zaman yalan söyleseler mutlaka gerekli ve onurlu bir nedeni vardır.

    Kaynak:Hatunca.net

    Yazar Cigdem Alper

    Permanent Link

    • 2/12/2006 - Aşerme

    Posted By Bayanlara Özel

    Aşerme

    Hamilelik esnasında kadınların aşerme`si hemen hepimizin bir şekilde duyduğu bir konudur. Gerçekte ise, bazı kadınlar bu durumu yaşarken, bazıları yaşamaz. 

    Beslenme uzmanları aşerme`nin, gıdanın kendisine değil, vücutta yarattığı etkiye yönelik olduğunu söylüyorlar. Ayrıca beslenme şeklinizdeki bir dengesizlikten de ortaya çıkabiliyor. Örneğin tahıl açısından zengin bir diyetle besleniyorsanız, yağ ve tatlılara karşı aşırı bir arzu duymaya başlayabilirsiniz; ya da protein açısından zengin bir beslenme şekli, gene şeker yeme istediğini, bol şeker tüketimi de, tuzlu yeme arzusunu artırabilir. 

    Pek çok kadın, hamilelik esnasında tat ve koku alma duyularında değişiklik gözlemler. Örneğin, bazı kadınlar hamileliğin ilk safhalarında ağızlarında metalik bir tat olduğundan bahsedebilir. Bu türden değişiklikler de, bazı besinlere duyulan isteği ve diğerlerine duyulan isteksizliği açıklayabilir. 

    Aşerme, bazı kadınlarda duyguların bilinç seviyesindeki, ya da bilinç altındaki karşılığı şeklinde de ortaya çıkabilir. Örneğin çocukluğunuzda sevdiğiniz bir şeyi yemek isteyebilir, ya da din veya kültürünüzle özel bir bağlantısı olan bir besini tüketmek isteyebilirsiniz. Özellikle de hala aynı çevrede yaşıyorsanız. Alışılagelmedik gıdaları arzulamanız, hamile olmak gibi özel bir duruma dikkat çekmek için kullandığınız size özel bir yol olabilir. 

    Hamilelik sırasında, aşerme`nin aksi bir durum da meydana gelebilir. Yani kahve ve alkol, ya da kızartma gibi bazı yiyecek ve içeceklere karşı isteksizlik oluşabilir. Bu, çoğunlukla mide bulantıları sebebiyle olur. 

    Tüm bunların yanı sıra ortaya çıkabilecek bir diğer durum da tıpta pika olarak adlandırılmaktadır. Pika, yenilebilir olmayan, sabun, macun, toprak gibi maddeleri yeme arzusudur. 

    Beslenmede çelişkiler
    Gebelik esnasında yaşanan aşerme durumu bazen etik problemlere de sebep olabilir. Örneğin pek çok vejetaryen kadında ete olan isteğin arttığı gözlemlenmiştir. Hamilelikte vücudun proteine olan ihtiyacı artar. Belki de bu nedenle bu tür bir arzu, vücudun gönderdiği bir mesaj olarak algılanabilir. Buna cevap olarak bazı kadınlar sadece hamilelik boyunca da olsa et yemeye başlarken, bazıları da balık ve baklagillerle bu açığı kapamaya çalışırlar. Daha çok yumurta ve peynir yiyip, süt içmek de aldığınız proteini artırmanın iyi bir yoludur.

    Aşerme`den bahsederken, çikolatadan bahsetmemek olmaz. Hamilelikte çokça arzulanan çikolata, vücutta karmaşık biyokimyasal tepkimelere sebep olabilir. Çikolata, özellikle de bitter çikolata, zengin bir magnezyum ve demir kaynağıdır. Bu nedenle, eğer canınız çikolata çekiyorsa, bu hafif bir kansızlığın belirtisi olabilir. Bu mineralleri içeren daha tatlı gıdalar, magnezyum için hurma, incir, yemişler; demir için de kırmızı et, yumurta, fasulye ve yulaftır.

    Çikolata yemek, beyinde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan kimyasalların salgılanmasını sağlar. Ayrıca bir anda şeker yüklemesi de yaptığından, kendinizi yorgun ve depresif hissediyorsanız, kısa zamanda daha iyi hissetmenizi sağlar. Ancak çoğu çikolatada fazlaca katkı maddesi bulunduğundan, organik çikolatayı tercih etmek, ya da daha sağlıklı bir alternatif bulmak iyi olabilir.

    Kendinizi iyi hissetmek için yapabileceğiniz bir diğer şey de, düzenli egzersiz ve rahatlama teknikleridir. Ayrıca depresyondaysanız bir terapiste de başvurabilirsiniz. 

    Probleminiz aşermek değil de, bazı besinlere isteksizlik duymak olabilir. Beslenme planınız pek çok farklı besini içereceğinden, bu çok büyük bir problem yaratmayacaktır. Ancak eğer beslenmeniz açısından değerli besleyenler içeren bir gıdaya karşı isteksizlik duyarsanız, bunun yerini alabilecek başka bir gıda bulmaya çalışın. Böylece herhangi bir vitamin ve mineral eksikliği söz konusu olmaz. 

    Ne yapabilirim?
    Aşerdiğinizde, arzu duyduğunuz gıdayı yemekte sakınca yoktur. Ancak önemli olan bunu abartmamaktır. Eğer tek bir besinden bol miktarda tüketirseniz, muhtemelen diğer yemeniz gerekenleri yemiyorsunuz demektir. Bu da, zaman içerisinde ihtiyacınız olan besleyenleri alamamanıza sebep olabilir. 

    Bir hafta kadar bir beslenme günlüğü tutup, ne kadar dengeli beslendiğinizi inceleyin. Eğer diyetiniz yetersizse, doktorunuza danışın. 

    Eğer aslında yenmeyecek şeylere karşı bir ilgi görürseniz, bunları yeme isteğinizi bastırmaya çalışın ve kendinizi yenebilir bir besinle ödüllendirin. Kendinize pika durumunun geçeceğini ve endişelenmemeniz gerektiğini söyleyin. Ancak bu durumun sizi iyice rahatsız ettiğini hissederseniz, o zaman doktorunuza danışın. Bazen pika, altta yatan başka bir fiziksel ya da akli rahatsızlığın göstergesi olabilir.

    Permanent Link

    • 2/12/2006 - Ağrısız doğum bilgileri

    Posted By Bayanlara Özel

    Ağrısız doğum

    1800’lerin ortalarında eter ve kloroformun anestezik etkileri keşfedildikten sonra, İngiliz papazlarının pek çoğu, doğum mucizesinde bu insan buluşunun tanrının isteğine karşı bir günah olduğunu ileri sürmüşlerdir. Onlara göre Tanrı doğumun ağrısız olmasını isteseydi, öyle yaratırdı. Boston Massachusetts General Hospital’da Morton’un eterin anestezik özelliklerini gösterdiği tarihi gösteriden 3 ay sonra ilk defa doğumda modern anestezik kullanılmıştır.

    James Young Simpson da deforme kalçası (pelvisi) olan bir kadını dietil eter ile anesteziye etmiştir. Kraliçe Victoria, papazlardan korkmadan bir gün doğum için anestezik kullanmayı tercih etmiş ve papazların çok büyük tepkisini almıştır.

    Doğum kadınların çoğunda ciddi ağrı hissine neden olur. İnsanın bu şiddetteki bir ağrıyı kabul edebileceği başka bir durum yoktur. Ağrısız doğum kararı için anne adayının sadece istemesi bile yeterlidir.

    Doğum ağrısı
    Doğum eylemi sırasında uterus (rahim) kasıldığında, ağrı duyusu uterustan sinirler aracılığıyla omuriliğe, oradan da beyine ulaşarak rahatsızlık hissi oluşturur. Ağrının şiddeti her annede farklı olabilmektedir.

    Ağrının şiddeti; bebeğin iriliği, bebeğin pozisyonu, pelvis genişliği, kasılmaların gücü, geçmiş deneyimlere ve hatta ön yargılı şartlanmalara bağlı olduğu düşünülmektedir.

    Bu yüzden hastanın ne kadar ağrı duyacağını doğumu yaşamadan önce tahmin etmek güçtür. Bazen dayanılabilecek, kontrol altına alınabilecek düzeyde ağrı duyulurken, bazen de çeşitli olup, ağrı kesme yöntemlerine ihtiyaç duyulur.

    Nefes alma, rahatlama teknikleri, ılık duş, masaj, destekleyici hemşire bakımı, pozisyon değişiklikleri (ayakta durmak, oturmak, yürümek, sallanmak), doğum topu kullanmak gibi doğum ağrısına yardımcı olan pek çok tıbbi olmayan yöntemler bulunmaktadır. Ancak bazı kadınlar için bu yöntemler yeterli olmayabilir.

    Ağrı tedavi yöntemleri

    Sistemik tedavi
    Doğum ağrısını azaltmak için ya intravenöz (damar içi), ya da intramusküler (kas içi) yolla verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar çoğunlukla doğum uzmanı tarafından verilir, hemşireler tarafından uygulanır.
    Sistemik tedavide kullanılan narkotikler, ağrıyı kontrol etmede en etkili ilaçlardır. Obstetride, doğum eyleminde ve doğum ağrısında uzun süreden beri kullanılmaktadırlar. Meperidin (dolantin), morfin, fentanil, butorfanol (stadol) ve nalbufin (nubain) kullanılan narkotikler arasındadır.
    Bu ilaçlar kan dolaşımına girerek travay ve doğum ağrısını daha dayanılabilir hale getirirler. Genellikle ağrıyı tam olarak kesmezler. Bu ilaçlarla meydana gelen ağrı kontrolü değişkendir, ancak ağrıyı azaltarak travayın dayanılır hale gelmesini sağlarlar. Doğum için rejyonel anestezi tercih etmeyen annelerde bu ilaçlardan kullanılmaktadır. Epidural veya spinal anestezi uygulama kararı alınmasından önce bu ilaçlardan kullanılmış olmasının herhangi bir sakıncası yoktur.

    Anestezi doktoru sistemik ilaçları bir intravenöz infüzyon pompasıyla uygulayabilir. Bu durumda, ağrıyı kontrol altına almak istenildiğinde, hastanın bastığında aktif hale gelen bir düğme verilecektir. Pompa hastaya, ayarlanmış miktarda ilacı vermeye programlanmıştır. Bu metoda “hasta kontrollü analjezi” (PCA) denir. Ağrı durumunda, ihtiyaç duyulan ilaç miktarı üzerinde hastanın kontrolü olur.

    Bu intravenöz ilaçların en önemli dezavantajları sersemlik ve uyku hali yaratmasıdır. Ayrıca bulantı, kusma, solunumda azalma, kaşıntı, kabızlık ve mesaneden idrarın atılamaması gibi yan etkiler de görülebilir. Anne sütü vermede başlangıçta sersemlik nedeniyle zorluk yaşanabilir.
    Narkotiklerin bir diğer yan etkisi de hepsinin plasentayı geçip bebeğin dolaşımına katılmasıdır. Bunun sonucu olarak bebekte de bazı etkiler görülebilir. Uterus içinde bebeğin kalp hızı hafif değişebilir. Bu kalp hızındaki değişikliğe bağlı bilinen ciddi bir etki yoktur.

    Bebeğin anneden yavaş olmakla beraber bu ilaçları yıkma kabiliyeti vardır. Bebek doğduktan sonra hafif uykulu olabilir. Anneye verilen düşük miktardaki ilaçların bebeği olumsuz etkilemesi beklenmez, ancak bu ilaçların bebeğe geçtiğini bilmek önemlidir. Bebekte anneye verilen ilaçların etkisini görme durumu, doğum zamanına göre ilaçların verilmesine bağlı olabilir. Bebeğin ilaçları yıkmak için yeterli zamanı varsa çok az etki görülür. Pek çok doktor, anneye ağrı için verilen narkotik ilaçların bebek açısından güvenli olduğunu düşünmektedir.

    Rejyonel anestezi
    Rejyonel anestezi denilince Spinal ve Epidural anestezi akla gelmektedir. Rejyonel anestezide, ağrılı uyaranlar omurilik seviyesine durdurulur ve beyine iletilmezler. Her iki yöntemde de lokal anestezik ilaçlar ilgili bölgeye enjekte edilerek etki oluşturulur. Dışarıdan bakıldığında enjeksiyon bölgesi aynı gibi görülse de anatomik ve etki bakımından birbirinden farklı, iki yöntemdir.

    Ağrısız doğumda özellikle Epidural Anestezi tercih edilmektedir. Epidural anestezide hastaya bir kateter takılmakta ve buradan (her ilaç enjeksiyonu için iğne batırılmaya gereksinim duymadan) ilaç enjeksiyonları yapılabilmektedir.

    Epidural anestezide, anestezinin derinliği ayarlanabilmekte, hasta rahim kasılmalarını, itilmeleri, ıkınma hissini duyabilmekte ancak ağrı hissini duymamaktadır. Anne acı dışındaki her duyuyu hissettiğinden, bizzat kendisi rahat bir şekilde doğumu yapmaktadır. Epidural anestezide ağrı kesilmesi mükemmel olup, kullanılan ilaçlar bebeğe çok az oranda geçmektedir. Geçen ilaçların bebek üzerine olan etkisi önemsiz olarak kabul edilir.

    Lokal anestezik ve narkotik ilaçlar kullanılan epidural anestezide deneyimli ellerde komplikasyon oranı da oldukça düşüktür. Yapılan 40.000 vakalık bir çalışmada herhangi bir major sinir hasarı bildirilmemiştir. Deneyimsiz ellerde 10-12 gün süren baş ağrısı görülebilir.

    Permanent Link

    About Me

    isminiz

    Recent Posts

    Bedava Blog Bedava Site

    Links

    Anasayfa
    Ben Kimim?
    Arsiv
    arkadaslarim
    Email yaz
    aciklama
    <%LinkTitle%>

    Dost siteler

    sacekimi
    astroloji
    Hazirmesajlar
    bayanlara
    Eglence
    erkeklereozel
    Page 1 of 9
    Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa