ŞiiR KÖŞESi
Şiir aslında hayatımızın bir parçasıdır,çoğu zaman içimizdeki hislerimizi dile getiren güzel bir sanattır.. kimi zaman karşımızdaki söylemek isteyipte söylüyemediğimiz çok şeyi anlatır..
AYNA
Kırılınca bir büyük ayna Şarkılar da yarım Büyü bozuldu, durdu saatler Suda suretimiz asılı kaldı. Yoktu, şehirler gezdim ülkeler Düşlerim sahipsiz kaldı Ve şimdi kim bilir nerdeler Gül güle değdi solmuş kaldı. Anıları öğütür değirmenler Bir aşk söyleyin ki bana Daha başlarken ölmedeler.
Kırılınca bir büyük ayna Aşk bitti şarkılar yarım.
Evinamın
Ruj liber çavemın bi şevgi tari , Dı hatın bermın hışku ek cari, Zanım jımın dur ket hevdi vi vari. Ji desmın derket gulen bıhari.....
Ez jde dığanzım rıhemın bıstını, Kesekdi vekmın viderdi nebinı.... Zanım kes tıninı sermın bı ğünı.. Veber guhemın her dem dengi terkine...
El beğte veme belağeş mın vekın,,,,,, Ji iri pede pırsaşmınnekın ,, Dıle mın kule brinamın venekın,, Besmın bı işinin gulım gelekin...
SERENAD
yeşil pencerenden bir gül at bana, Işıklarla dolsun kalbimin içi. Geldim işte mevsim gibi kapına Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak, Ben aşkımla bahar getirdim sana; Tozlu yollarından geçtim uzak İklimden şarkılar getirdim sana.
Şeffaf damlalarla titreyen, ağır Goncanın altında bükülmüş her sak. Senin için dallardan süzülen ıtır, Senin için karanfil, yasemin, zambak...
Bir kuş sesi gelir dudaklarından; Gözlerin, gönlümde açan nergisler. Düşen öpüşlerdir dudaklarından Mor akasyalarda ürperen seher.
Pencerenden bir gül attığın zaman Işıkla dolacak kalbimin içi. Geçiyorum mevsim gibi kapından Gözlerimde bulut, saçlarımda çığ.
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
Gözleri gözlerime değince Felaketim olurdu ağlardım Beni sevmiyordun bilirdim Bir sevdiğin vardı duyardım Çöp gibi bir oğlan ipince Hayırsızın biriydi fikrimce Ne vakit karşımda görsem Öldüreceğimden korkardım Felaketim olurdu ağlardım.
Ne vakit Maçka’dan geçsem Limanda hep gemiler olurdu Ağaçlar kuş gibi gülerdi Bir rüzgar aklımı alırdı. Sessizce bir cigara yakardın Parmaklarımın ucunu yakardın Kirpiklerini eğerdin bakardın Üşürdüm içim ürperirdi Felaketim olurdu ağlardım.
Akşamlar bir roman gibi biterdi Jezabel kan içinde yatardı Limandan bir gemi giderdi Sen kalkıp ona giderdin Benzin mum gibi giderdin Sabaha kadar kalırdın Hayırsızın biriydi fikrimce Güldü mü cenazeye benzerdi Hele seni kollarına aldı mı Felaketim olurdu ağlardım.
|
|
|
Bu gün değil yarınımsın sen
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep; dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, Payıma düşen her şeyi erteledim. Ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu. Su olsan dokunduğumda bozulurdun, bozulmayan bir şey;sin...
Gidilecek bir yer olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir şey;sin... Uykuda görülecek bir rüya olsa uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir şey sin... Simsiyah saçların olsun istiyorum, ama bahtın değil... O gün seni gözlerinden, Anafatmadan, üç ırmağın birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir. Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz. Öyle bir şey;sin sen... Seni düşündükçe yoruluyorum desem dünyanın en büyük yalanı olur. Yalanım yok...
Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi... Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken her şeyi. Bu gün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı gibi seni yaşamak isterim. Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak kokuyordu hep. Gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın bana, bazen suç gibi boynumda taşıdım seni.
Yedi telli sazımla bile tam anlatamadım. Sen bir uçurum gülüydün, ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm. Yasaların bile tanımlayamadığı bir şey;sin sen. Haritalara sığmazdın, her ülkede bir başka gülüyordun, uzundun, inceydin, dokunduğumda nereli olduğumu seninle hatırlardım. Bana hep kendimi hatırlatan bir şey;sin sen... Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil, yarın gibi bie şey sin sen...
Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken, sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda. Kabul ediyorum. Dünyaya bu kalsın, ama sen bilme... Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var? Bir seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin. Bilme!..
Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden. Gecenin en karanlık yerindeyim, bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan yine de istiyorum seni. Sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için defterine not düşmediği, ama hayatımda hep bir dipnot olarak kalan kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni.
Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan. Hepiniz gibi aynada saçlarımı taramak, günaydın der gibi sokağa fırlamak ve şarkı söylemek istiyorum sana.
Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar... Bana yetmiyor. Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum. Bir başka dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur...
Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak, kim ne derse desin geri dönecek yerim yok, bir kentin ortasında çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da yine seviyorum seni. Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum.
BİR GÜLE KAPILDIM BÜLBÜL SANDIM KENDİMİ AÇTIM BAŞIMDAN AKTÜLBENDİMİ, DİNLEMEDİM KİMSEYİ GEÇTİM NİCE BENDİMİ BEN NE HALE GELDİM GÜL ÖĞRENDİMİ.? BAYKUŞLARI GÖRDÜM GÜLE KONMUŞ AĞLADIM, GÖREN GÖZLER GÖRMESİN DİYE DAĞLADIM, GÖNÜL DURMİYORDU ZİNCİRLERLE BAĞLADIM, BEN NE HALE GELDİM GÜL ÖĞRENDİMİ.?
HER ŞEY SENDE GİZLİ Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif .. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü .. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin .. Yaşadıklarını kâr sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün .. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin ..
İşte budur hayat! İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin...
ÖMRÜMCE
Ben ömrümce köylere gittim. Taşlar arasından ıssız yollardan Garip akşamlar içine
Tek başına ışıdığı yere okulların Avuçlarımla yüreğimi götürdüm Nedir çekisi kişinin Gördüm orada gördüm Eğildim kardeşçe toprağa Yüzlerini çizdim öğrencilerin Gözlerini yıldız yıldız Bir umut sardı gönlümü Dağbaşlarını ısıttı sevgim...

| |
YALANCI BAHAR
Mutluluk sıkışmışken zamanın çıkmazlarında, Saatim hep aynı kedere ayarlıyken, Hüzün aşıkken bakışlarıma, Yalancı baharlar, gözyaşı getiriyorlar kapıma, Aldanıyorum umut maskesi takmış, hıçkırıklara.
Yıllar umursamaz ve hovardayken, Yaşadığım her aşk bir savaş, her savaş bir yıkımken, Yorgun bedenimin ayrılığa daha borcu bitmemişken, Düşüncen tüm benliğime sinmişken, Hayat, dikenli tellerini örüyor üzerimde, Kurtulmaya çalıştıkça sensizlik kanıyorum, Kanadıkça kurtulmaya çalışıyorum.
Kalbimi sökerken yerinden, ellerinle, Nefessiz bırakırken, karanlık dar odalarda, Savururken bedenimi acımasızca, rüzgarınla, Bakışların sabır olup çıkıyor karşıma, Kızamıyorum, azar azar yok olmama rağmen sana...
SUSMA
Herkes sevebilirmiş kendini seveni İmkansızı sevmekmiş daha önemlisi Önemli olan imkansıza sevdirmekmiş kendini Kalbin beni hedef alıyor, benimki başka kalbi Nasıl çözeriz bu denklemi Susma, söyle sevgili Vicdanım rahat eder mi, imkansıza koşarken Nasıl mutlu oluruz seninle Aklımda o varken Asıl sevgi, izin vermek mi gitmeme Bile bile kalbini yerinden sökerken Susma söyle sevgili Kalbim gözlerimin önünde Sürüklüyor bedenimi bilmediğim yerlere Yol gösterir misin karanlık gecelerde Susma söyle sevgili...
SENİN GİBİ
Aşkı bakışlarında aradım yıllar yılı Andım ismini ta sabahlara kadar Bilki seni ölümsüz bir aşkla sevmişim Gönül tahtına eş seçtim bir güzel senin gibi
Kazıdımda ismini kalbimin has yerine Yıkadım gözlerimden dökülen yaşlarla İçtim ta fecre kadar onları yudum yudum Gönlüme eş aradım bir güzel senin gibi
Elbet gönüllerde birgün sabah olacak Bizim şu ruhumuz aydınlıkla dolacak Dökülen gözyaşları kuruyacak duracak Ve eş olacak bana bir güzel senin gibi...
|